TMMOB Odalar 14 Ekim 2019, Pazartesi

Doğu Anadolu ve yakın çevresinde oluşan depremlerin en önemli kaynakları Kuzey Anadolu Fay Zonu, Bitlis Kenet Kuşağı ve Doğu Anadolu Fay Zonlarıdır. Doğuda Varto civarında başlayan Kuzey Anadolu Fay Zonu, tüm Kuzey Anadolu‘yu kat ederek batıda Kuzey Ege Denizi‘ne kadar uzanır. Son yüzyılda Kuzey Anadolu Fay Zonu içinde 18 adet yıkıcı deprem meydana gelmiş ve büyük can ve mal kaybına neden olmuştur.

Kuzeydoğuda Karlıova yakınlarından başlayan ve Türkiye‘nin ikinci önemli deprem kaynağı olan KD-gidişli Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ), Kahramanmaraş güneyine kadar tek kol olarak uzanır. Bu noktadan sonra iki kola ayrılan Doğu Anadolu Fay Zonu‘nun kuzey kolu Osmaniye üzerinden Karataş‘a ve oradan Akdeniz‘e uzanır. Güneye doğru yön değiştirerek Hatay‘a kadar uzanan güney kol ise Samandağ civarında deniz altına girer. Toplam uzunluğu 600 kilometre, genişliği 2-30 km arasında değişen DAFZ üzerindeki yıllık hareket ortalama 10mm civarındadır. Üzerinde ve etkili olduğu bölge içinde 11 il yer alan DAFZ, 1114, 1513, 1822, 1866, 1872, 1874, 1893 yıllarında şiddeti IX ile XII ( Büyüklük: 6-7,5) arasında değişen çok sayıda yıkıcı depreme kaynaklık etmiş, bu depremler binlerce can kaybına ve ağır maddi kayıplara neden olmuştur.

Son 35 yıldır DAFZ üzerinde meydana gelen orta büyüklükteki depremler 1971 Bingöl ve yakın aktif zon üzerinde meydana gelen 1975 Lice depremleridir. 1 Mayıs 2003‘de meydana gelen, Bingöl ve civarını etkileyen 6.6 büyüklüğündeki deprem ise DAFZ üzerinde değil sağ yanal doğrultu atımlı bir başka fay segmenti üzerinde gelişmiştir. Görüldüğü gibi üzerinde yaklaşık olarak 115 yıldır ciddi yıkıcı büyük bir deprem oluşturmayan DAFZ sessizliğini korumakta ve enerji biriktirmektedir. Üzerinde çok sayıda sismik boşluk bulunan DAFZ‘nun değişik kollarının yakın bir gelecekte yıkıcı depremlere kaynaklık etmesi kaçınılmazdır.

Tüm ülkemizi maddi ve manevi olarak yıkan 1999 Adapazarı ve Düzce depremleri sonrası tüm dikkatler olası İstanbul depremine çevrilmiş, yoğun olarak desteklenen bilimsel çalışmalar da Marmara civarında yoğunlaştırılmıştır. Ancak yukarıda belirtilen nedenlerle DAFZ ve yakın civarındaki aktif zonların ihmal edilmemesi gerçeği de ortadadır.

Bu nedenle 24-26 Mayıs 2007 tarihleri arasında Diyarbakır‘da, DAF Zonu ve yakın aktif sistemler üzerinde yapılan bilimsel çalışmalarda ulaşılan verilerin, DAFZ‘nun 11 ilimize bağlı yerleşim alanlarına ve ülkemiz için yaşamsal önem arz eden barajlarımız gibi büyük mühendislik yapılarına ve insan yaşamına olası etkilerinin, bölgenin afet tehlike potansiyelini be karşı karşıya kaldığı risklerin, zarar azaltma projelerinin tartışılacağı, bölge halkının ve yerel yönetimlerin bilgilendirilmesine katkılar sunacak bir sempozyumun düzenlenmesi planlanmıştır.

Bu sempozyumun DAF zonunu ilk tanıtan bilim adamlarından olan sayın Dr. Esen Arpat onuruna yapılması ve Esen Arpat Daf Zonu Sempozyumu olarak anılması uygun görülmüştür.

Bilimi toplumla buluşturma uğraşı içinde olan odamızın kamu yararı doğrultusunda düzenlediği sempozyumun başarılı olması dileğiyle...