TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
3. TIBBİ JEOLOJİ ÇALIŞTAYI
21.11.2025 - 23.11.2025
Genel Bilgiler

SAĞLIKLI KENTLER İÇİN TIBBİ JEOLOJİ

21-23 Kasım 2025

Çalıştaya Çağrı

Tıbbi jeoloji, jeolojik ortamın (elementler, mineraller, kayaçlar, toprak ve su) çevre sağlığı ile etkileşimini inceleyen disiplinler arası bir bilim dalıdır. 1998 yılında Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği (IUGS) tarafından resmiyet kazanan bu alan, jeoloji, çevre bilimleri, tıp, diş hekimliği, eczacılık, biyoloji, biyokimya, kimya, gıda, şehir planlamacıları, temel bilimler ve mühendislik gibi çeşitli disiplinlerden uzmanların iş birliği ile hastalıkların bölgesel dağılımını ve nedenlerini araştırmaktadır.

Bu bağlamda, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Tıbbi Jeoloji alanındaki çalışmaları ve iş birliğini teşvik etmek amacıyla; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, İLBANK Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı ve Türk Toraks Derneği’nin paydaşlığı ile 21-23 Kasım 2025 tarihleri arasında “SAĞLIKLI KENTLER İÇİN TIBBİ JEOLOJİ“ başlıklı 3. Tıbbi Jeoloji Çalıştayı`nı düzenleyecektir.

Çalıştay, tıbbi jeoloji alanındaki son gelişmeleri değerlendirmeyi, farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirerek iş birliğini güçlendirmeyi ve sağlıklı şehirlerin oluşturulmasında jeoloji ve tıp biliminin rolünü vurgulamayı amaçlamaktadır. Yerleşim yerleri üzerinden jeolojik ve çevresel faktörlerin insan sağlığına etkileri, kentsel alanlarda sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması ve bu konuda jeoloji ve tıp biliminin katkıları ele alınacaktır.

Ayrıca gelişmiş birçok ülke 1960’lı yılların başından itibaren jeojenik kökenli kirleticilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini fark ederek, ülke coğrafyalarının bütününü dikkate alarak Tıbbi Jeoloji Tehlike Haritalarını hazırlamış, ardından sağlık verilerini de entegre ederek Tıbbi Jeoloji Risk Haritalarını hazırlayarak yayımlamış ve kentsel planlama ve mühendislik hizmetlerinin bir parçası haline getirmişlerdir. Hatta bu alanda bazı ülkeler ikinci versiyon Tıbbi Jeoloji Tehlike Haritalarını da hazırlayarak yayımlamışlardır. Ülkemizde ise jeojenik kökenli kirleticilerin insan sağlığı üzerinde etkilerinin olduğu 1970’li yılların başından bu yana bilinmesine rağmen, günümüze kadar Tıbbi Jeoloji Tehlike Haritalarının hazırlanması henüz gerçekleştirilememiştir. Bu konuda ilk çalışma MTA Genel Müdürlüğü tarafından pilot il olarak seçilen Eskişehir’de başlatılmıştır. Ancak proje henüz tamamlanmıştır. Bu çalıştayda Tıbbi Jeoloji Tehlike ve Risk Haritalarının hazırlanması konusu da ele alınacak ve bunun kentsel planlama süreçlerine entegrasyonu da değerlendirilecektir.

Çalıştay, ilgili tüm paydaşlarını bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlayacak, güncel sorunlara çözüm önerileri geliştirecek ve gelecekteki araştırmalar için bir yol haritası oluşturacaktır.

Tıbbi jeolojinin temelini, yaşanılan bölgenin kayaç, toprak ve yer altı suları hakkındaki veriler oluşturmaktadır. Jeoloji mühendisliği alanında üretilen veriler, hekimler, kimyacılar, biyologlar, eczacılar, şehir planlamacıları ve diğer disiplinlerden araştırmacılar için değerli kaynaklar sunmaktadır. Özellikle yerleşim alanları ve çevrelerinde üretilen jeolojik verilerin, paydaş bilim insanları ile arasında ne ölçüde paylaşıldığı ve bu konuda bireysel ve kurumsal olarak yapılması gerekenlerin ne kadar gerçekleştirildiği düzenli olarak değerlendirilmelidir. Bu tür değerlendirme çalışmaları, veri kaybını en aza indirmek için bireylerin ve kurumların yapabileceklerinin belirlenmesi ve uygulanabilecek gerçekçi yöntemlerin ortaya konulabilmesi için uygun bir tartışma ortamı yaratmaktadır. 

Disiplinler arası iş birliği, tıbbi jeoloji alanındaki araştırmaların başarısı için hayati öneme sahiptir. Farklı disiplinlerden uzmanların bir araya gelerek ortak çalışmalar yürütmesi, jeolojik verilerin sağlıkla ilgili sorunlara çözüm bulmak için daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadır. Bu iş birliği sayesinde, çevresel faktörlerin canlılar üzerindeki etkileri daha iyi anlaşılabilir ve bu konuda daha etkili önlemler alınabilir.

Tıbbi jeoloji, jeolojik verilerin sağlık alanında kullanılmasını sağlayarak önemli katkılar sunmaktadır. Bu alandaki çalışmaların daha verimli olabilmesi için disiplinler arası iş birliğinin güçlendirilmesi ve veri paylaşımının artırılması gerekmektedir. Bu sayede, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almak için daha önemli adımlar atılabilir.

Jeoloji Mühendisleri Odası, bu konudaki sorumluluklarının bilinciyle, "SAĞLIKLI KENTLER İÇİN TIBBİ JEOLOJİ" konulu bir çalıştay düzenlemeyi kararlaştırmıştır. Çalıştay, tıbbi jeoloji çalışmalarını bir araya getirmeyi, bu alanda yer alan bilgileri güncellemeyi, uzun dönemde jeolojik özelliklerin çevre üzerindeki etkilerine dikkat çekmeyi ve jeolojik unsurlara bağlı tanımlanmış sağlık-çevre problemlerinin çözümünde Üniversite, Kamu ve Yerel yönetim iş birliğinde çalışma grupları oluşturmayı hedeflemektedir.

Çalıştay programının 1,5 günü bilimsel tartışmalara, yarım günü bilim insanları, yerel yöneticiler, kamu çalışanları ve halktan katılımcılarla gerçekleştirilecek bir panele ve üçüncü günü ise bir teknik gezi olmak üzere toplam 3 (üç) gün olarak planlanmıştır.

Sonuç Bildirgesi

 3. TIBBİ JEOLOJİ ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

Ülkemizde jeojenik (jeolojik kökenli) kirleticilerin neden olduğu halk sağlığı sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerini ele almak amacıyla düzenlenen çalıştaylar serisinin üçüncüsü olan "Sağlıklı Kentler İçin Tıbbi Jeoloji" temalı 3. Tıbbi Jeoloji Çalıştayı, 21-23 Kasım2025 tarihleri arasında Eskişehir`de, Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi`nde gerçekleştirilmiştir.

Çalıştay; TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Merkezi ve Eskişehir Şubesi`nin öncülüğünde, MTA Genel Müdürlüğü, AFAD Başkanlığı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, Akdeniz Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, İLBANK Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı, Endüstriyel Toksikoloji ve Mesleki Hijyen Derneği ile Türk Toraks Derneği`nin ortak organizasyonu ve Süleyman Demirel Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlığı’nın destekleriyle düzenlenmiştir. Ayrıca, Uluslararası Tıbbi Jeoloji Derneği (IMGA) temsilcisi çağrılı konuşmacı olarak destek vermiştir.

Açılış törenine; Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe ÜNLÜCE, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil ÇOLAK, AFAD Başkanlığı Deprem Araştırma Daire Başkanı, Acil Durum ve Altyapı Hasarları Daire Başkanı, MTA Genel Müdürlüğü Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanı, Osmangazi Üniversitesi Jeoloji Bölüm Başkanı, İller Bankası ve Türk Toraks Derneği yetkililerinin yanı sıra, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları katılım göstermiştir.

Çalıştaya; jeoloji, tıp, halk sağlığı, hidrojeoloji, inşaat, ziraat, jeofizik, bilgisayar mühendisliği disiplinlerinin yanı sıra biyoloji, matematik, fizik, biyoloji, eczacılık bölümlerinden akademisyen ve araştırmacılar ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Jeoloji Bölümü öğrencileri katılmıştır. Türkiye dahil 4farklı ülkeden (ABD, Hollanda, Lübnan) toplam 45 temsilcinin katıldığı çalıştayda, 8 çağrılı konuşmacı, 50 sözlü bildiri, 3 poster sunumu, 1 panel ve1 Eskişehir şehir gezisi olmak üzere toplam 55 oturum düzenlenmiştir. Toplam 5farklı üniversiteye mensup jüri üyelerinin değerlendirmesi ile en iyi poster yarışması yapılmış ve birincilik ödülü verilmiştir. Çalıştayın bilim kurulunda34, düzenleme kurulunda ise 14 değerli akademisyen ve sektör temsilcileri görev almış olup toplam katılımcı sayısı 84 kişi olarak gerçekleşmiştir.

Çalıştay kapsamında; jeojenik ağır metal toksisitesinin (zehirlenmesi) sistemik etkileri; Antakya (Hatay) şehir merkezi topraklarındaki ağır metaller ve asbest mineralleri; terk edilmiş Konya-Sızma Bölgesi civa ve çinko ocakları çevresindeki kirlilik; Eskişehir`e ait tıbbi jeolojik araştırmaların ön bulguları; İnönü Ovası (Eskişehir) su kaynaklarının kullanım özellikleri; karınzarı kanseri (mezotelyoma) ve tedavisi; Alzheimer hastalığında çevresel ve jeolojik etkileri; Karain ve Tuzköy’ün (Nevşehir) tıbbi jeolojik afet geçmişi; Antalya merkezi yeraltı suyu kaynaklarının kalitesi; göller ve akarsularda fitoplanktonların su kalitesi göstergesi olarak kullanımı; Eskişehir Katı Atık Depolama Alanı`ndaki kirlilik; konutlarda radon konsantrasyonlarının belirlenmesi; Bolvadin (Afyonkarahisar) örneği üzerinden yaşam boyu kanser riskinin hesaplanması; çevresel sağlık ve kentsel tıbbi jeolojinin kesişim noktaları; yapay zekâ tekniklerinin jeoloji ve tıbbi jeoloji çalışmalarındaki uygulamaları; madencilik faaliyetlerinin hava kirliliği, iklim krizi ve sağlık üzerindeki etkileri; ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek temizlenmesine yönelik çalışmalar; İzmir’in kentsel planlamada tıbbi jeolojik risklerin değerlendirilmesi; Düzköy (Trabzon) granitik kayaçların ve Tekirova (Antalya)izole daykların radyolojik özellikleri ve insan sağlığına etkileri; Ankara-Çankırı ve Eskişehir-Kütahya Bölgelerindeki asbest oluşumlarının mineralojik ve jeokimyasal karşılaştırması ve mezotelyoma vakaları; ulusal mevzuatta tıbbijeolojinin yeri; jeotermal kaynakların sağlık amaçlı kullanımı; yapı malzemelerinin çevreye, canlı sağlığına etkisi ve alternatif çözümler; obrukların tıbbi jeolojik etkileri; Erkenez’de (Kahramanmaraş) deprem sonrası yeraltı suyunun antimonodaklı risk profili; ve pestisit kullanımı ve sağlık ile ilişkisi gibi güncel sorunlar bilimsel zeminde ele alınmıştır. Ayrıca, "Sağlıklı Kentlerin Oluşmasında Tıbbi Jeolojinin Önemi" başlıklı geniş katılımlı bir PANEL düzenlenmiştir.

Çalıştayda, TÜİK`in 2024 yılı "ölüm ve ölüm nedenleri istatistiklerine" göre toplam 489.361 kişinin vefat ettiği, dolaşım sistemi hastalıklarından sonra (%36) ikinci sırada yer alan kanserden ölüm oranının %16,3 ile yaklaşık 80.000 kişi olduğu belirtilmiştir. Kanser oluşumunda %90-95 çevresel, %5-10 genetik faktörlerin etkili olduğu, bilinen çevresel nedenlerden ve risk faktörlerinden kaçınılarak kanserlerin en az üçte birinin önlenebileceği, diğer üçte birinin ise erken teşhis ve etkin tedavi ile kontrol altına alınabileceği ifade edilmiştir.

Yine Türkiye Kanser İstatistikleri Raporu`na göre, 2019`da Türkiye`de toplam 223.087 kişiye yeni kanser teşhisi konulduğu, bu hastaların tanı ve tedavisi için yılda 4 milyar dolara yakın kaynak harcandığı ve ülkemizde kanser vakalarının her yıl arttığı vurgulanmıştır. Kanserin oluşma sebeplerinin çeşitli olduğu bilinmekle birlikte, jeolojik ortamların bu süreçteki en önemli etkenlerden biri olduğu bilinmektedir.

Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu`nun da içinde bulunduğu çalışma grubu tarafından hazırlanan ve 2012 yılında açıklanan "Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Planı"na göre, ülkemizde 2012 yılı itibarıyla doğal olarak bulunan lifsi yapıdaki asbest minerali ile kırsal alanda temas etmiş yaklaşık 1.000.000 insanın yaşadığı; 2013 sonrasındaki 20 yıl içinde toplumda 7.638 mezotelyoma ve 2.984 akciğer kanseri vakası beklendiği belirtilmiştir. Anadolu`nun pek çok yerinde yaygın olarak bulunan asbestli alanların, yapılacak jeolojik araştırmalarla kolayca tespit edilebileceği ve basit bir rehabilitasyon programı ile bu bölgelerde insanların asbestle temasının önüne geçilebileceği öngörülmüştür. Aynı raporda, bu tür önleme çalışmaları yapıldığı takdirde, başta insan kaybının önlenmesi olmak üzere, direkt ve endirekt yaklaşık 100 milyon TL`lik harcamanın önüne geçileceği ifade edilmiştir.

Tıbbi Jeoloji; jeolojik faktörlerin, doğal ortamı oluşturan toprak, su ve havadaki elementlerin, minerallerin ve bunlara ait yaşam çevresindeki değişikliklerin, antropojenik tehlikelerin insan/hayvan/bitki sağlığı ile (Tek Sağlık)olan etkileşimlerini, olumlu veya olumsuz etkilerini, korunma veya yararlanma yöntemlerini, doğal kaynakların moderntıp ve teşhis yöntemlerinde nasıl kullanılabileceğini çok disiplinli olarak araştıran ve çözüm önerileri geliştiren bir bilim dalı olarak tanımlanmıştır. Tıbbi jeolojinin, hastalıkların nedenlerini anlama, halk sağlığını koruma, doğal kaynakların tıbbi amaçlarla kullanımını araştırma, çevresel sağlık sorunlarına çözüm üretme, tehlike ve risk değerlendirmesi yapma, arazi planlaması ve yapı üretim/denetim süreçleri, doğal çevrenin yeterli temel besin sağlama, tarımsal yönetim gibi konularda hayati öneme sahip olduğu vurgulanmıştır.

Çalıştay oturumlarında, panelde ve çalıştay sonu öneri masalarında sunulan görüşler, tespitler, bildiriler ve yapılan tartışmalar neticesinde, tıbbijeoloji alanında yapılması gerekli adımlar ve önlemler ile yapılması gereken düzenlemeler aşağıda kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır:

1.    Tıbbi jeolojinin; tıp, jeoloji, halk sağlığı, hidrojeoloji, biyoloji, kimya, diş hekimliği, eczacılık, epidemiyoloji, fizik, şehir planlama, çevre mühendisliği, inşaat mühendisliği, maden mühendisliği, harita mühendisliği, matematik, istatistik, ziraat-toprak, gıda ve veterinerlik gibi farklı disiplinler arasında kritik bir köprü rolü üstlendiği benimsenmiştir. Bu kapsamda;

·      TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Tıbbi Jeoloji Çalışma Grubu`nun farklı meslek disiplinlerini içerecek şekilde güçlendirilmesi,

·      Tıbbi Jeoloji Çalıştayları`nın güncel temalarla ve belirli aralıklarla düzenlenmesi,

·      Uluslararası Tıbbi Jeoloji Derneği (International Medical Geology Association - IMGA) ile işbirliğinin güçlendirilerek uluslararası bilgi birikiminin ülkemize aktarılması benimsenmiştir.

·      Ayrıca bu grupların, "Tek Sağlık" yaklaşımıyla jeolojik unsurlara bağlı tanımlanmış sağlık-çevre problemlerinin çözümüne ve ekosistem yönetimi ve sağlığının korunmasına yönelik projelerin geliştirilmesi benimsenmiştir.

2.   Koruyucu ve önleyici sağlık politikası oluşturulması kapsamında, kentsel ve kırsal yerleşim alanlarının yaşam kalitesinin yükseltilmesi için; Sağlık Bakanlığı öncülüğünde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversitelerin Jeoloji Mühendisliği Bölümleri ve Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalları, AFAD Başkanlığı, MTA Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü, SuYönetimi Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK, Büyükşehir (ve diğer) Belediyeleri, İl Sağlık Müdürlükleri ve Meslek Odalarının bir araya gelerek Tıbbi Jeoloji konusunda bir stratejik plan hazırlaması gerektiği düşünülmüştür.

3.   Ülkemizde, Jeolojik Ortamların İnsan Sağlığına Etkisi (Tıbbi Jeoloji) ve koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında gerekli araştırmaların yapılabilmesi, sürekliliğinin sağlanması ve tıbbi jeoloji kökenli sorunların önlenmesi amacıyla;

·      ABD, AB Ülkeleri, İngiltere, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin jeoloji araştırma kurumlarında (USGS, BGS vb.) olduğu gibi, MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanlığı`nda, jeoçevresel faktörler ile bitki, hayvan ve insan sağlığı arasındaki ilişkilerin incelenmesi,  halk sağlığı üzerinde önemli etkiye sahip toprak ve su gibi jeolojik materyallerde bulunan mineral veya elementlerin tespiti ile tehlike haritalarının hazırlanması amacıyla "Tıbbi Jeoloji Araştırma Koordinatörlüğü"nün kurulması benimsenmiştir.

·      AFAD Başkanlığı bünyesinde, tıbbi jeoloji kökenli afetlerle mücadele amacıyla Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü`nde "Tıbbi Jeoloji Kökenli Afet Risklerini Azaltma Koordinatörlüğü veya Birimi’nin oluşturulması benimsenmiştir. Bu birim, diğer ilgili kurumlarla iş birliği yaparak, tıbbi jeolojik sorunlardan kaynaklı ölüm vakalarının yaşandığı yerleşim alanlarını, 7269Sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun (Afet Kanunu) kapsamına alarak, mühendislik hizmetleri ile alanın iyileştirilmesi veya yerleşimin taşınması konusunda çalışmalar yürütmelidir. Bu birim ayrıca, ulusal mevzuat taraması yaparak planlama, yapı üretim ve denetim süreçlerinde tıbbi jeolojik risk haritalarının dikkate alınmasına yönelik düzenleyici mevzuat çalışmaları yapması ifade edilmiştir.

·      Tıbbi Jeoloji kökenli doğa kaynaklı afet risklerden etkilenen vatandaşların zararlarının tazmin edilmesi bağlamında Afet Kanunu’nda tanımlanan afet türlerine Tıbbi Jeoloji’nin de ilave edilmesi ve doğal asbest maruziyetleri, toksik maruziyetleri, obruk/çökme vb güncel tehlikeleri, bu kapsamda gerçekleşen ölüm ve uzun süreli rahatsızlık durumlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi ve adı geçen tehlikelerin mülkiyet kayıtları ve sigorta süreçlerinin geliştirilmesi için mevzuat düzenlemelerinin yapılması benimsenmiştir.

4.   Doğal ortamlarda bulunan kayaç, toprak ve yeraltı/yerüstü sularından kaynaklanan, özellikle doğal (jeojenik) ve antropojenik (madencilik, arazi vesu kullanımı vb) kaynaklı toksik ağır metaller (örn. Ar, Hg, Pb, Cd, Ni, vd.),asbestiform mineraller (serpantin ve amfibol asbest, eriyonit vb),radyoaktivite ve radyolojik (Rn, U, Th, K, vb) element ve gazların insan, hayvan ve bitki sağlığı üzerindeki etkileri detaylı olarak tartışılmış vegelişmiş ülkelerde 1960`lı yıllardan beri kentsel planlamanın bir parçası olan Tıbbi Jeoloji Tehlike ve Risk Haritaları ile Jeokimya Atları`nın Türkiye`de de hazırlanmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Bu kapsamda, Tıbbi Jeoloji için yapay zeka, uzaktan algılama ve CBS entegrasyonuyla mineralojik sınıflandırma, sağlık-jeoloji korelasyonu verisk nicelleştirmesi yapılmasının önemli olduğu belirtilmiştir. Bu yaklaşım, anomali haritalarına göre ulusal Tıbbi Jeoloji Tehlike ve Risk Haritalarının hazırlanmasının hızlandırılmasında, kolaylaştırılmasında ve maliyetlerin düşürülmesinde yardımcı olacağı belirtilmiştir. Bulut tabanlı bir platform üzerinden paydaş kurumların erişebileceği sürekli güncelleştirilebilen tehlike ve risk haritaları üretilmesinin hedeflenmesinin önemi de vurgulanmıştır. Kentsel ekosistemin bir parçası olarak kabul edilen çevresel ve halk sağlığını aynı anda optimize etmeyi hedefleyen, proaktif ve bütünleşik bir yaklaşımın temelini oluşturan, bilimsel veriye dayalı planlama, sıkı izleme, denetleme ve güçlü kurumsal iş birlikleri ile madencilik faaliyetlerinin ve doğal kaynak verimliliğinin sürdürülebilir olmasının önemi vurgulanmıştır.

5.   Bu kapsamda; AFAD Başkanlığı, MTA Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, üniversitelerin ilgili bölüm başkanlıkları ve meslek örgütlerinin bir araya gelerek, halk sağlığı üzerinde olumsuz etkiye sahip mineral ve elementler dikkate alınarak, uluslararası normlara uygun ulusal "Türkiye Tıbbi Jeoloji Tehlike Haritaları" ve "Türkiye Tıbbi Jeoloji Risk Haritaları" ile “Jeokimya Atlası”nın öncelikle hazırlanması, yayımlanması ve bu haritaların bilimsel ve teknik çalışmalar ışığında sürekli güncellenmesi gerektiği ifade edilmiştir. MTA Genel Müdürlüğü`nün Eskişehir`de başlattığı pilot çalışması ve hazırlanan jeokimya atlasına göre Tıbbi Jeoloji Tehlike ve Risk Haritalarının hazırlanarak yapılacak yeni çalışmalara örnek teşkil etmesi açısından önemi belirtilmiştir.

6.   Hazırlanacak haritalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan tüm verilerden yararlanılmasının, sonradan yapılacak çalışmalarda fayda sağlayacağı belirtilmiştir. Ülke geneli, bölgesel iller veya il ve ilçelerinde yapılacak projelendirmelerde uluslararası normlara uygun olarak “Kentsel Çevre Kalitesinin Değerlendirmesi”, “Sağlık Risklerinin Belirlenmesi” ve “Sürdürülebilir Kentsel Gelişime Katkı Sağlanması” çalışmalarının önemi vurgulanmıştır. Anomali haritaları ve/veya atlaslar ile tehlike ve/veya risk haritalarının aynı şekilde değerlendirilmemesinin önemi vurgulanmıştır.

7.   Jeolojik verilerin kentsel planlama ve mühendislik hizmetlerine entegrasyonunun, sağlıklı yaşam koşullarının oluşturulmasındaki kritik katkısı ele alınmıştır. Toprak, su ve kayaç jeokimyası verileriyle hazırlanacak Tıbbi Jeoloji Tehlike ve Risk Haritalarının; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yerel yönetimlerce kentsel yatırım, arazi kullanım kararları, her ölçekteki çevre düzeni ve imar planları ile yapılaşma süreçlerine entegre edilmesi; yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı, afet ve iklim değişikliği kaynaklı tehlike ve risklere karşı dirençli ve güvenli yaşam çevrelerine sahip "Sağlıklı Kentler"in oluşturulmasının önemi vurgulanmıştır. Ayrıca bu haritaların ulusal afet risk yönetim karar süreçleri ve İzmir, Sivas ve Nevşehir illerinde olduğu gibi İl Afet Risk Azaltma Planlarıyla da (İRAP) bütünleştirilmesinin gerekliliği ele alınmıştır.

8.   Ülkenin tamamını kapsayacak şekilde ilgili kurumlar tarafından hazırlanacak insan, hayvan ve bitki sağlığını doğrudan etkileyen Tıbbi Jeolojik Tehlike ve Risk Haritaları ile deprem, heyelan, taşkın, çığ, obruk/çökme gibi doğa kaynaklı afetlerle ilgili duyarlılık, tehlike ve risk haritalarının Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri (TUCBS) üzerinden tüm kamu kurumları ve üniversitelerin erişimine açılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.

9.   Ülkemizde tıbbi jeolojik risklerinin yüksek olduğu bölgelerde jeolojik çevrenin insan, hayvan ve bitki sağlığına olan etkilerinin interdisipliner olarak çalışıldığı Araştırma ve Uygulama Merkezleri ve/veya Enstitüleri kurularak hem ülkemizde bu alanda yetişmiş insan kaynağının ve araştırmaların arttırılmasına hem de sağlık risklerinin çözümüne katkı sunacağı düşünülmektedir.  

10.   Tıbbi jeoloji çalışmaları konusunda TÜBİTAK, MTA, AFAD, Kalkınma Ajansları, Bölge Kalkınma İdareleri ve üniversitelerin Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimleri gibi kurumların, ülke geneli, bölge, il ve ilçe gibi yerleşim yerlerini içine alan tehlike ve risk haritaların yerleşim alanları, tarım arazileri ve içme suyu kaynaklarının konumlandırılmasında, maruz kalma riskini minimize edecek şekilde belirleyici veri kaynağı olarak kullanılması ve kapsayıcı tıbbi jeoloji proje çağrıları yapması için çağrılı ve güdümlü multidisipliner projeler oluşturmalıdır.

Proje sonuçlarının AFAD Başkanlığı`nın koordinasyonunda, ARAS (Afet Risk Azaltma) altyapısı içindeki kurum internet sayfalarında halkın ve karar vericilerin kullanımına açılmasının önemi vurgulanmıştır.

11.   167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun`da belirtilmesine rağmen uygulamada aksaklıklar görülen yeraltı suyu kullanımı ve belgesiz kuyu açılmasının önlenmesi, mevcut kuyuların kontrol edilerek uygun olmayanların belirli bir plan dahilinde kapatılması için DSİ, SYGM, Büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri ve özel idareler gibi kurumlarla iş birliği yapılmalı ve güncel olarak kullanılabilir yeraltı sularının kirlenmesi engellenmelidir.

12.   Belediye Su ve Kanalizasyon İdareleri, içme sularına ait günlük fiziksel-kimyasal-bakteriyolojik analizleri ile yeraltı suyu akiferlerinin izleme sonuçlarını meteorolojik hava kirliliği bilgilerinde olduğu gibi internet sayfalarında şeffaf bir şekilde yayımlamalı ve tüm bilimsel çalışmalara veri sağlamalıdır. Bu bağlamda içme suyu ve arıtma tesisleri ile yeraltısuyu akiferlerinin etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde işletilmesi, izleme ve kontrolü için, bu tesislerin akademik kurullarla güçlendirilmiş ilgili devlet kuruluşları tarafından denetlenmelerinin ve doğal ortamların irdelenmesi için kendi bölgelerinde veya illerinde bulunan üniversitelerin içinde olduğu başta jeoloji mühendisleri olmak üzere en az 3 farklı disiplini içine alan danışmanlık hizmeti almalarının hayati önem taşımakta olduğu, yapılan tüm bu işlemlere rapor halinde ulaşılabilir olması gerektiği belirtilmiştir. Özellikle deşarj alanları ve arsenikli bölgelerde (ofiyolitalanlarda, volkanik bölgelerde maden sahalarında) su arıtma yöntemleri açıkça ilan edilmeli, kullanılan kimyasal malzemelerden, arıtılan arsenik ve/veya ağır metal ve/veya atık malzemelerin mevzuatlara uygun bertarafına kadar tüm süreçler titizlikle denetlenmeli ve kurum internet sayfalarında danışman raporları da dahil olmak üzere tüm raporlar ilan edilmelidir. Sanayi, madencilik, su idareleri gibi kuruluşlardan arıtılan arsenik ve/veya ağır metal ve/veya atık malzemelerin kesinlikle doğaya düzensiz olarak bırakılmamasının ve depolama yöntemlerinin yönergelere uygun olarak yapılmasının önemi vurgulanmıştır.

13.   Gerek 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında, gerekse 6306 sayılı Kanun kapsamında sayısı her geçen gün artan kentsel dönüşüm projelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkan/çıkacak olan milyonlarca ton yıkıntı atığının yönetim sistemi yeniden yapılandırılmalı ve "yıkımlarda toz ve asbest güvenliği" en temel ölçütlerden biri haline getirilmelidir. Ayrıca, yıkıntı atıklarının depolanacağı alanların halk sağlığını tehdit etmeyecek şekilde belirlenmesi ve düzenlenmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı`nca ivedilikle çalışma başlatılmalı, yapılardaki kanserojen kimyasallar ve asbest envanterinin belirlenmesine yönelik jeokimyasal analizler yapılmalı ve tespit edilen zararlı maddelerin bertarafı sağlanmadan ana yıkım işlemlerine başlanması engellenmelidir.

14.   Son yıllarda ülkemizde, 61 ilimizin yaklaşık 379 yerleşim yerinde asbestgibi toksik ağır metallere maruz kalma sonrası kanser vakalarının olasıartışının, kanserojen kimyasal kirleticiler ve asbeste maruz kalmanınsonuçlarının 30-40 yıl sonra ortaya çıkıyor olmasının, bugün gerek doğalgerekse yapılı çevreden kaynaklanan maruziyetlerin göz ardı edilmesine nedenolduğu belirtilmiş; var olan yüksek risklere karşı önlem projelerinin ilgilikamu kurumlarınca ivedilikle uygulamaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca,6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu`nun ilgili maddelerinde sadece"yakın tehlike" olarak görülenriskler için değil, aynı zamanda çalışanların çalışma ortamından kaynaklıve "uzun dönem boyunca"maruz kalacakları etkenlerden korunmalarını sağlayacak sağlık ve güvenliktedbirlerinin alınması için gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılmasıgerektiği ifade edilmiştir.

Türkiyegenelinde pekmezlerde kullanılan topraklar ile bitki çaylarındaki arsenik, ağırmetal ve PAH (naftalin, benzo(a) piren(BaP) ve antrasen) oranlarının, ürün etiketlerindebelirtilmesinin önemi vurgulanmıştır.

15.   Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliği (IUGS) tarafından jeoloji bilimve mühendisliğinin alt uzmanlık ve multidisipliner bir alanı olarak tanımlanantıbbi jeoloji konusunun, üniversitelerimizin jeoloji bölümleri ve tıpfakülteleri tarafından eğitim programlarına dâhil edilmesi ve müfredatlarda yeralması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, ortak eğitim müfredatlarınınoluşturulmasının gerekliliği vurgulanmıştır. JMO tarafından tıp fakültelerine,bu derslerin önemini hatırlatacak bilgilendirme yazıları yazması önerilmiştir.

16.   Tıbbi Jeoloji alanındaki toplumsal farkındalığı artırmak için; TMMOBJeoloji Mühendisleri Odası öncülüğünde üniversiteler, yerel yönetimler, ulusalsivil toplum kuruluşları, Uluslararası “Tıbbi Jeoloji Derneği (IMGA)” ve medyaile iş birliği içinde eğitim ve bilgilendirme çalışmalarıyaygınlaştırılmalıdır.

17.   Tıbbi jeoloji konularının uygulamaya daha etkin bir şekilde geçebilmesiiçin, ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat incelenerek; başta sağlık, tarım vehayvancılık, iş sağlığı ve güvenliği, madencilik ile çevre ve atık yönetimiolmak üzere birçok alanla ilgili kanun, yönetmelik, yönerge, standart vb.düzeylerde uluslararası normlara uygun bir şekilde uygulanacak metotlar,alınacak örneklerin niteliği, sayısı ve yerleri, analiz metotları ve sonuçlarındeğerlendirilmesi için gerekli çalışma ve araştırmalar yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, "Sağlıklı Kentler İçin Tıbbi Jeoloji" ana temasıyla düzenlenen 3. Tıbbi Jeoloji Çalıştayı, tümkatılımcıların katkılarıyla başarılı bir şekilde tamamlanmış ve tıbbi jeolojialanında atılacak gelecekteki adımlar için önemli bir yol haritası çizmiştir.

Halk sağlığının korunması ve sağlıklıkentlerin yaratılması, ülkemizin önemli meselelerinden biridir. Çalıştaybileşenleri olarak, tıbbi jeoloji çalışmaları konusunda geliştirici veiyileştirici çalışmalara katkı vermeye hazır olduğumuzu ve bu yöndeki her türlüdesteğimizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

3. Tıbbi JeolojiÇalıştayı  Düzenleme Kurulu adına

Prof. Dr. M. GürhanYALÇIN

Tümü

26. Paleontoloji-Stratigrafi Çalıştayı

25.09.2025 - 28.09.2025

3. Gemoloji Çalıştayı

Dış Ticaret Kompleksi (DTK) Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu

12.11.2025 - 13.11.2025

Doğu Ve Güney Doğu Anadolu Bolgesinin Jeotermal Kaynak Ve Doğal Mineralli Su Potansiyeli Çalıştayı

23.10.2025 - 25.10.2025

Türkiye`nin Jeolojik Koleksiyonları Çalıştayı

04.12.2025 - 05.12.2025

3. Tıbbi Jeoloji Çalıştayı

21.11.2025 - 23.11.2025

Bursa Jeolojik Miras Çalıştayı

BURSA AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ SALONU

22.09.2023 - 23.09.2023

Depreme Dirençli Kentler Diyarbakır Çalıştayı

MÖVENPİCK HOTEL

22.09.2023 - 22.09.2023

22. Paleontoloji - Stratigrafi Çalıştayı

28.10.2021 - 30.10.2021

Adana`nın Jeolojik Mirası Çalıştayı

25.09.2021 - 26.09.2021

21. Paleontoloji - Stratigrafi Çalıştayı

KAHRAMANMARAŞ

15.10.2020 - 15.11.2020

Munzur Vadisi`nin Jeopark Potansiyeli Jeoturizm Çalıştayı

24.09.2019 - 25.09.2019

2. Çevre Jeolojisi Çalıştayı

01.11.2019 - 02.11.2019

20. Paleontoloji - Stratigrafi Çalıştayı

01.10.2019 - 03.10.2019

2019 Sedimantoloji Çalıştayı

FIRAT ÜNİVERSİTESİ KONGRE MERKEZİ

05.09.2019 - 08.09.2019

Balıkesir’In Afet Durumu Ve Yonetimi Çalıştayı

28.02.2019 - 01.03.2019

Suda Boğulmalar Ve Çeken Akıntılar Çalıştayı

20.06.2018 - 20.06.2018

Planlama Ve Yapılaşma Açısından Yüzey Faylanması Tehlikesinin Değerlendirilmesi Kılavuzu Çalıştayı

11.11.2017 - 12.11.2017

Sondaj Çalıştayı Konya

KONYA RİXOS OTEL

23.03.2013 - 24.03.2013

Jeoturizm Eskişehir Çalıştayı

18.11.2016 - 20.11.2016

Değerli Yarı Değerli Taşlar Çalıştayı

00.00.0000 - 00.00.0000

Subduction Related Ore Deposits: Examples From Blacksea Region Of Turkey

22.09.2017 - 26.09.2017

1. Çevre Jeolojisi Çalıştayı

TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ

03.11.2017 - 04.11.2017

Trakya Endüstriyel Hammaddeler Çalıştayı

TİCARET VE SANAYİ ODASI KONFERANS SALONU

03.03.2017 - 04.03.2017

Jeotenik Çalıştayı - Antalya

LİBERTY HOTELS LARA ANTALYA

01.02.2013 - 03.02.2013

1. Orgütlenme Çalıştayı - Merkezi Konferans

26.12.2009 - 27.12.2009

TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası