TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
TMMOB COP31 RAPORU "SIFIR EMİSYON MU, EMİSYON TİCARETİ Mİ? KARBON PİYASALARININ GÖLGESİNDE COP31" YAYIMLANDI
TMMOB COP31 Raporu "Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31" başlığıyla 27 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı.

TMMOB COP31 Raporu "Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31" başlığıyla 27 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı.

 

SUNUŞ

Küresel ölçekte yürütülen çevre diplomasisi, günümüzde ekolojik bir kurtuluş vizyonu sunmaktan ziyade, serbest piyasa mekanizmaları eliyle doğanın finansallaştırıldığı ve kirliliğin metalaştırıldığı devasa bir küresel pazar inşasına dönüşmüştür. Bu doğrultuda kurgulanan Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS), “Yeşil Boyama” ve "Net Sıfır" gibi araçlar, iki yüzyıl boyunca çevreyi ve atmosferi kümülatif olarak kirleten, kirlilikten sorumlu egemen ülkelerin tarihsel sorumluluklarından kaçmalarına yardımcı olmak için kullanılan araçlardır. Sürecin bu şekilde ticarileştirilmesi, egemen merkez ülkelerin ekolojik yıkımın faturasını küresel olarak güneydeki gelişememiş ve gelişmekte olan ülkelere yüklemesinin bir yoludur. Bu süreç için belirlenen en güncel araç ise "karbon” ticareti üzerinden yürütülen ticaret sistemidir ve "karbon sömürgeciliği" olarak ifade edilmektedir.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi`nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da yapılacaktır. Bu toplantıların süreci uzun bir dönemi kapsamaktadır. Sürecin ilk toplantısı 1995 yılında yapılan COP1 toplantısı ile başlamış ve 1997 yılında yapılan Kyoto Protokolü ile emisyon ticareti üzerinden resmileştirilmesi olarak şekillenmiştir. Sonraki toplantılar ise bu toplantılarda alınan kararların yapısal araçlarını oluşturan ve sistemin eksiklerini gideren toplantılardır.

TMMOB Yönetim Kurulu, Genel Kurullarında alınan kararların gereğini dönem içerisinde yerine getirmek amacıyla çalışmalarını yürütmektedir. TMMOB 49. Olağan Genel Kurulunda, COP31 toplantısının ülkemizde yapılacak olması nedeniyle sürece ilişkin bir rapor hazırlanmasını karar altına almıştır. Elinizdeki bu değerlendirme raporu, süreci özet olarak ele alan uluslararası arenada iklim üzerinden yürütülen çalışmaların kavramsal anlatıları ile piyasa endeksli çözüm dayatmalarını kamusal fayda ekseninde bir süzgeçten geçirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Bu çalışma, bir yönüyle sürece ilişkin gizlenmeye çalışılan arka plandaki durumları anlatmaya çalışırken diğer yanıyla da kamuoyuna salınan ve çevre sorunlarının gerçek sorumlularını gizleyen birçok yanlış algıya neden olan söylemlere dikkat çekilmesidir. İklim değişiminin gerçeğinin bilimsel arka planını tartışmaya açmaksızın, doğa kaynaklı olayları üzerinden yaratılan korku ikliminin egemen kılınarak; plansız kentleşme ve ranta ve talana dayalı yapı üretimi, betonlaşma, madencilik başta olmak üzere denetimsiz ve kuralsız doğayı tahrip eden vahşi müdahaleler ile yanlış havza kullanımı gibi tamamen yapısal ve politik sorumlulukları "soyut bir söylemin" arkasına gizleyerek görünmez kılmaktadır. Şehirlerimizin en sıradan doğa olaylarında bile üst ve altyapısının çökmesinin suçunu doğaya veya izafi senaryolara atmak, bilimsel verileri çarpıtan ideolojik bir algı yönetimidir. Rapor, bu ve benzeri göz boyamalara karşı ampirik ve doğrulanmış gerçekleri savunarak toplumsal bilinci netleştirmeyi hedeflemektedir.

Raporun, ekosistemi ve toplumun ortak yaşam koşullarını serbest piyasa acımasızlığına, yeşil borç tuzaklarına ve teknolojik bağımlılık mekanizmalarına terk eden küresel politikalara karşı güçlü bir kurumsal duruş sergilemesini; kamu yönetiminin bütününde ortak ve kararlı bir kamusal planlama iradesinin tetiklenmesine katkı koymasını temenni ederiz. Raporda diğer bir yanıyla, ekosistemi ve toplumun ortak yaşam koşullarını serbest piyasa acımasızlığına terk ederken kullanılan küresel illüzyonlara dikkat çekmektedir. Çalışmanın nihai amacı, pazar endeksli teknolojik bağımlılık tuzaklarına, borç sarmallarına ve yapay gıda/atık ithalatı dayatmalarına karşı, gerçek veriyi, kamusal planlamayı, yerelleşmeyi, yerinde üretim ve tüketim ile tüketimde planlı küçülmeyi merkezine alan halkçı ve pazar dışı somut alternatif çözümler konusunda kamuoyunun dikkatini çekmektedir.

Dünyayı etkileyen bu ve benzeri zirve toplantılarında, halkların gerçek temsilcileri olmadığı sürece ekolojik yıkımın yavaşlaması bile mümkün değildir. Sorunu yaratanlar çözüm bulmak istemezler.

Bu Raporun hazırlanmasında emeği geçen; İsmail KÜÇÜK (TMMOB YK Meteoroloji Müh.), Hüseyin ALAN (TMMOB YK Jeoloji Müh.), Eylem ÖLMEZOĞLU (Elektrik MO), Serhat AYMAN (Gemi Makineler İşletme MO), Mustafa BOYRAZ (Çevre MO), Zelal KAL (Gıda MO), Hasan ADAY (Harita ve Kad. MO), Eylem GÜMÜŞ YILMAZ (İnşaat MO), Gamze Ebru KIZILÖZ (Jeofizik MO), Çetin KURTOĞLU (Jeoloji MO), Kuddis BÜYÜKAKILLI (Kimya MO), Selami LELOĞLU (Maden MO), Deniz Alp YILMAZ (Makina MO), Yücel KAYA (Meteoroloji MO), Mustafa ÖZÇELİK (Mimarlar O), Doğan DURSUN (Şehir Plancıları O), H. Murat KAPIKIRAN (Ziraat MO) arkadaşlarımıza teşekkür ederim.

Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

 

TMMOB COP31 RAPORU Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31 için lütfen tıklayınız

Okunma Sayısı: 24
Fotoğraf Galerisi
TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası