TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
KAZ DAĞLARI VE ALTIN MADENCİLİĞİ” PANELİ ÇANAKKALE KÜÇÜKKUYUDA YAPILDI

6 ekimde çanakkale küçükkuyuda yapılan Kaz Dağları ve Altın Madenciliği" paneline odamız adına tahir öngür katıldı.

Truva atına hayır!..
Kaz Dağları‘ndaki altın madenciliğinin Anadolu topraklarına yapılan ikinci bir Truva seferi olduğu dile getirildi
Kaz Dağları eteklerindeki Balıkesir Küçükkuyu ilçesinde gerçekleştirilen "Kaz Dağları ve Altın Madenciliği" konulu panele yüzlerce yöre insanının yanı sıra Kaz Dağları ve Edremit Körfezi çevresindeki Güre, Bayramiç, Akçay, Zeytinli ve Assos belediye başkanları, zeytin ve zeytinyağı üreticileri, turizm işletmecileri ve bilim insanları katıldı.
Seğmen Otel‘de Kaz Dağları Koruma Girişimi tarafından gerçekleştirilen panele katılımın yoğunluğu nedeniyle salondaki dinleyici kadar dışarıda da kalanların olduğu gözlemlendi. Salona giremeyenler paneli dışarıya kurulan ses düzenleri ile dinlediler. Panelde ilk sözü alan, yörede yaşayan Araştırmacı-Yazar İskender Azatoğlu, "Bölgemizde o kadar çok maden ruhsatı alınmış ki, tam bir altına hücum söz konusu. Buna karşı biz de yasal silahlarımızı kuşanmak zorundayız" diye konuştu.
Metalürji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemalettin Küçük, "Türkiye‘deki doğal kaynaklar ve madencilik politikaları" konulu sunumunda, binlerce yıl içerisinde oluşan doğal kaynakların hiçbir topluluk, sınıf ve katmana ait olmadığını, bu nedenle bu kaynakların kamu eliyle işletilmesi gerektiğini dile getirdi. 1935‘te çıkarılan MTA ve ETİBANK kanunlarının ‘80‘li yıllarda neo-liberal politikalar gereği işlevsiz kılındığına dikkat çeken Küçük, 2004 yılında çıkarılan maden yasası ile ise ülkenin tam bir hafriyat alanı haline getirildiğini belirtti.
‘Merhaba yeni Truva savaşçıları‘
Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür ise mitolojik söylencelerle desteklediği sunumunda, paneli dinlemeye gelenlere "Merhaba yeni Truva savaşçıları" diye seslendi. Truva destanını saldırganların yazdığını hatırlatan Öngür, altın madenine karşı verilen mücadeleyi kastederek, "Umarım yeni destanı buradaki Truvalılar yazar" dedi. Türkiye‘nin her yanına virüs gibi yayılan altın madencisi şirketlere ve onların uluslararası uzantılarına değinen Öngür, Kaz Dağları‘nda yapılmak istenen madencilik sonrası bölgede meydana gelecek değişikliklerle ilgili son derece karanlık bir tablo ortaya koydu.
Öngür, "Ormanlarla kaplı olan Ağı Dağı‘nın bütün doruğu kazınacak. Kaz Dağları‘nın 10-15 yerinde altın işletmeleri kurulması planlanıyor. 50-300 milyar ton kaya kazısı yapılacak. Çok büyük çukurlar oluşacak. Kaz Dağları‘nın gelecekteki halini görmek isteyenler hemen yanı başlarındaki Balya‘ya gitsinler" diye konuştu. Truva destanındaki Truva atının içerideki işbirlikçilerin bir simgesi olduğunu vurgulayan Öngür, "Bugünkü Truva atı madencilik yasasıdır. Truva atına hayır" dedi.
Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şube Başkanı Ertuğrul Barka‘nın, altının topraktan ayrıştırılmasının yöntemlerini ve bu işlem sırasında yaratılan kirliliğin canlı yaşamına etkilerini anlattığı sunumunun sonunda söylediği, "Benim dedem Çanakkale savaşları sırasında işgalcilere karşı savaşırken öldü. Ben de dedemin kemiklerini sızlatmayacağım, onun yanına boynu bükük gitmeyeceğim" sözleri ise salondaki dinleyicilerce coşkuyla alkışlandı.
İktidarda Allah korkusu olsa...
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Şeker, "Zeytin ve Maden" konulu sunumunda madenciliğin yöredeki zeytinciliği bitireceği uyarısında bulundu. 19. Dönem Balıkesir eski Milletvekili Melih Pabuçcuoğlu, geçmişte yine Kaz Dağları‘nda yapılmak istenen altın madenciliğine karşı verdiği mücadeleyi ve bugün bile büyük bir kazanım olarak yorumlanan zeytincilik yasasının çıkış öyküsünü anlattı. Pabuçcuoğlu, siyasi iktidara ve Cumhurbaşkanı‘na seslenerek; "Sizlerde Allah korkusu olsa Kaz Dağları‘na, ülkeye bunu yapmazsınız. O Müslüman Cumhurbaşkanı nerede şimdi? Biz kanlarımızı bunun için mi döktük Çanakkale‘de?" diye konuştu.
Panelistlerin ardından yapılan konuşmalarda, turizmci Tarık Ulusoy, salonu dolduranlara; "Sizin karşınızda altın tekelleri değil devlet var. Önce kendi devletinize karşı mücadele edeceksiniz" derken, altın madeni kurulmak istenen köylerden birisi olan Bahçedere Köyü Muhtarı Ahmet Ergin, madencilerin kendilerine rüşvet teklif ettiğini açıkladı. Söz alan zeytincilik ve turizm sektör temsilcileri de altın madeniciliğine karşı olduklarını belirttiler.
Yaklaşık 4 saat süren toplantıyı başından sonuna kadar izleyen belediye başkanlarından Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncer, Kaz Dağları‘nı istila etmek isteyen emperyalizme karşı mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çekerken, Güre Belediye Başkanı Kamil Saka, buradaki talanı ancak örgütlü halkın gücünün durdurabileceğini belirtti. (Küçükkuyu/EVRENSEL)

Okunma Sayısı: 2835
TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası