TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
DEPREMLER MARMARİS’İ SALLADI

Şekil 1: Muğla-Marmaris’de  meydana gelen depremlerin dış merkez dağılımı ve tanımlanmış diri fayları gösterir harita. (Fay hatları Emre vd. 2013’den alınmıştır).

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamaya göre, Muğla Marmaris’te 28.06.2020 tarihinde, Saat:20.43.28 de derinliği 63.50 km’de, Mw: 5.2 büyüklüğünde deprem meydana gelmiştir (Şekil 1). Depremin merkez üstü Marmaris kıyısına yaklaşık 3.5-4km. mesafede olup, başta Muğla ve bağlı yerleşim birimleri olmak üzere Aydın, İzmir, Deniz ve Antalya’da hissedilmiş, bölgede yaşayan insanımızı korku ve paniğe sevk etmiştir.

Meydana gelen Mw: 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından geçen yaklaşık 15 saatlik zaman dilimi içiresinde 30’nun üzerinde artçı depremlerin meydana geldiği, bu depremlerin bir kısmın sığ, bir kısmının ise orta ölçekli derinliğe sahip olduğu görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında orta ölçekli depremlerin kaynağının Akdeniz içinde yer alan dalma–batma zonundan kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Afrika kıta kabuğunun Avrupa ve Anadolu kıta kabuğunun altına dalmasından kaynaklı bu depremler, geçmişte Akdeniz’de 8 büyüklüğüne varan depremlerin yaşanmasına neden olduğu bilinmektedir. Yaşanan bu depremlerden kaynaklı olarak tarihsel dönemlerde Batı Anadolu başta olmak üzere Akdeniz kıyı coğrafında yer alan yerleşim birimlerinde ağır hasarlara ve can kayıplarına neden olmuştur.

Bu açıdan bakıldığında Muğla ve açıklarında meydana gelebilecek 6 ve üzeri büyüklüğe sahip depremler, kıyı bölgelerinde gevşek kıyı çökelleri üzerine oturan Marmaris, Dalaman, Fetiye, Ortaca, Datça’daki gibi yerleşim birimleri başta olmak üzere birçok yerleşim biriminde hasarlara ve can kayıplarına neden olabilecektir. Bu kapsamda gerek depremler, gerekse depremin tetikleyebileceği sıvılaşma, yanal yayılma veya tsunami etkisiyle önemli hasarlar görebileceği düşünülmektedir.

TBMM’sini görev davet ediyoruz.

İçişleri Bakanlığı AFAD Başkanlığı tarafından yapılan açıklamalara göre ülkemizde son bir aylık dönem içerisinde 5 ve üstü büyüklüğe sahip 7 adet deprem meydana gelmiştir (Şekil 2). Bunlardan bazıları Malatya-Pötürge, Bingöl-Karlıova, Van-Saray, Manisa Saruhanlı, en son Muğla-Marmaris depremleri sonucunda bir vatandaşımız yaşamını yitirirken, 50’e yakın vatandaşımızın yaralandığı, çok sayıda konutun ağır hasar gördüğü veya yıkıldığı tespit edilmiştir.

Şekil 2: Son 30 gün içinde meydana gelen Mw: 5 ve üstü büyüklüge sahip depremler( AFAD Başkanlığı)

2020 Ocak ayından günümüze kadar geçen 6 aylık zaman dilimine bakıldığında, ülkemizin  deprem fırtınası içine girdiği düşünülmekte olup,  23 Ocak 2020 tarihinde Elazığ-Sivrice’de meydana gelen depremden  günümüze kadar  geçen zaman dilimi içerisinde can ve mal kayıplarına neden olan 10’nu aşkın depremin meydana geldiği, bu depremler sonucunda 52 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği, 1700’ü aşkın vatandaşımızın yaralandığı,  20.000 aşkın yapının hasar gördüğü veya yıkıldığı ve 7 milyar liranın üstünde   maddi zarara neden olduğu görülmektedir.

Ancak geçen süre içerisinde ne TBMM’de, ne de sorumlu kurumlar olan İçişleri ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda afet zararlarının azaltılması ve ülkenin depremlere karşı hazırlıklı hale getirilmesi konsunda tek bir düzenleme gerçekleştirilmemiştir.

Ülkemizde bir çoğu büyükşehir niteliğinde olan 18 kent, 80’ni aşkın ilçe, 502’yi aşkın köy yerleşim birimi doğrudan fay hatları ve zonları üzerinde olup, son yaşanan depremler de en çok bu yerleşim birimlerinde can kayıpları ve hasarlara neden olmasına rağmen “FAY YASASI” hala çıkarılamamıştır.

Günümüzde yapılan binaların zemin ve temel etüt raporları, ne ücreti vatandaştan peşin olarak alan ve fenni mesuliyet üstlenen yapı denetim kuruluşları tarafından, ne de ilgili idareler tarafından yerinde denetimi esas alacak şekilde denetlenmediği, bu nedenle her depremde zemin sorunlarından kaynaklanan problemler nedeniyle binaların yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü tespit edilmektedir. Bu kapsamda Yapı denetim kanununda gerekli değişikliklerin acilen yapılarak zemin ve temel etütlerinin yapı denetim kuruluşları ile ilgili ruhsat veren idareler tarafından yerinde denetimi zorunlu hale getirilmelidir.

Sonuç olarak; TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak TBMM’si göreve davet ediyor, afetlere karşı toplumun can ve mal güvenliğinin sağlanması konusunda gerekli yasal düzenlemeleri acilen hayata geçirmelerini bekliyoruz.

Saygılarımızla,

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 248
Fotoğraf Galerisi
TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası