TMMOB Odalar 21 Ekim 2019, Pazartesi

İstanbul`un tarihi dokusunun ve silüetinin hızla değişmekte olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bunun en önemli nedenleri arasında göç, çarpık yapılaşma, arz-talep, rant ve etkisiz kent planlaması yer almaktadır. Son dönemde de özellikle siyasi tercihlere bağlı bazı mega projeler gündeme gelmiştir. Bunlar arasında 3. Köprü, Havaalanı ve Kanal İstanbul Projelerini saymak mümkündür. 3. Köprü yapım, diğerleri ise proje aşamasındadır. Bu projelerden özellikle Kanal İstanbul tüm Marmara Bölgesi`nin ekosistemini etkileyebilecek niteliktedir. Devasa boyutlarda iş gücü, makine gücü, kazı, nakliye, depolama, tedarik ve inşaat faaliyeti gerektirdiği için İstanbul`un kuzey ormanlarını, sulak alanlarını ve su kaynaklarını kapsayan Çatalca Yarımadası ve Platosu`nda büyük değişim ve tahribatlara neden olabilecektir. Bölgenin drenaj sistemi, jeolojik mirası, fauna ve flora toplulukları, yer altı suyu ve hatta iklimi belirli ölçüde değişebilecektir. Özellikle Orta Avrupa`nın sanayi atıklarıyla aşırı kirlenmiş Karadeniz`in suları kontrolsüz bir biçimde Marmara`ya aktığında zaten dayanılmaz çevre kirliliği ile karşı karşıya olan bu denizin yaşamını sürdürmesi kolay olmayacak ve tüm bölge için çevresel bir tehlike alanına dönüşecektir.

Yukarıdaki olasılıkların her birinin İstanbul için hayati öneme sahip olduğu açıktır. Dolayısıyla Mega projelerin ve bilhassa Kanal İstanbul Projesi`nin her yönüyle bilim insanlarınca tartışılması, olumlu ve olumsuz yanlarının ortaya konulması gerekir. Ağırlıklı olarak bölgenin jeomorfolojisini, hidrojeolojisini ve deniz jeolojisini değiştirecek olan bu projenin jeolojik açıdan ayrıntılı olarak ele alınması ve olası sonuçlarının kamuoyuna ve yöneticilere duyurulma kaçınılmaz bir ulusal görevdir. Bu nedenle yerbilimcilerimizin ve ilgili diğer meslek gruplarının İstanbul`un Jeolojisi 4 Sempozyumu`na gerekli ilgiyi göstereceklerinden kuşku duymuyorum.


Prof. Dr. Naci GÖRÜR

Sempozyum Başkanı