TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA
Deprem; sayılarla ifade edilmeye çalışılan, her tekrarında yıkan ve acıtan, ancak doğanın bir gerçeği olarak varlığını sürdüren bir olgudur. Erzincan 1939’dan, Marmara 1999’dan, Kahramanmaraş 2023’ten bu yana yaşanan her büyük deprem sonrasında gerekli derslerin çıkarılacağı ifade edilmiş; ancak kaybettiğimiz her can, afet yönetimi ve yapı güvenliği konusunda kat edilmesi gereken önemli bir mesafe bulunduğunu göstermiştir. Bu süreç, sistemsel eksiklikleri ve jeoloji bilimine verilmesi gereken önemin hayati niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. Yanlış politikalar, yetersiz uygulamalar ve denetim sorunları, afetlerin etkisini artırmaktadır.
 
1–7 Mart Deprem Haftası bizlere daha sakin ve akılcı bir değerlendirme yapma fırsatı sunmaktadır. Ülkemizde defalarca yönetmelikler ve yasalar hazırlanmış; ancak bu düzenlemeler sahada yeterli karşılığı bulamamıştır. Denetim mekanizmalarındaki yetersizlik, odamız tarafından sıklıkla dile getirilmiş olmasına rağmen, mesleki disipline uygun ve etkin bir denetim sistemi kurulamamıştır.
 
Şehirleşme, mühendislik ilkeleri yerine rant odaklı yaklaşımlara teslim edilmiş; riskli alanlar yapılaşmaya açılmıştır. Kentsel dönüşüm, jeolojik risk perspektifinden uzak biçimde yalnızca bina yenileme olarak değerlendirilmiştir. Oysa mikro-bölgeleme çalışmaları, yapı stokunun belirlenmesi ve planlama süreçleri, afet riskini azaltma hedefi doğrultusunda bilimsel ve bütüncül bir anlayışla yürütülmelidir.
 
Aktif fay hatları ve fay sakınım bantları üzerinde yapılaşmayı açık biçimde sınırlandıran bir fay yasasının bulunmayışı, mevzuattaki en önemli eksikliklerden biridir. Bu durum, deprem tehlikesi yüksek olan ülkemiz açısından hayati bir risk oluşturmaktadır.
Her kentimizin dirençli hâle gelmesi için toplum olarak bilinçlenmeli, denetim talep etmeli ve sorumluların hesap verebilirliğini sağlamalıyız. Güvenli şehir yalnızca mühendislikle değil; bilinçli toplum ve etkin denetimle mümkündür. Güvenli yapı üretiminin temel şartı ise zemin ve temel etütlerinin sahada, bilimsel esaslara uygun ve etkin denetim altında gerçekleştirilmesidir. Zemin ticari bir meta değil, doğrudan yaşam hakkıyla ilgili bir kamu sorumluluğudur.
 
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak, Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca kurulmuş kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olmanın sorumluluğuyla; kamu yararı doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Deprem Haftası kapsamında, afet risklerini azaltmaya yönelik planların ve bu planlarla uyumlu kentleşme politikalarının daha fazla gecikmeksizin tamamlanarak etkin biçimde uygulanması için ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyor; bilimsel ve teknik birikimimizle yürütülecek her türlü çalışmada iş birliğine hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Deprem Haftası bir anma haftası değil, bir uyanma haftasıdır. Ne öğrendik? Ne değiştirdik? Ne uyguladık ve hazır mıyız? Deprem gerçeği değişmez; değişebilecek olan bizleriz. Deprem tehlikesiyle yaşamayı öğrenmek bir tercih değil, hepimiz için bir zorunluluktur.
 
TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
İZMİR ŞUBESİ YÖNETİM KURULU

Okunma Sayısı: 5
TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası