25 Eylül 2017, Pazartesi

Deprem gerçeğinin unutulduğu, sadece senede bir hafta olarak hatırlanan ‘Deprem Haftası’ nın sıradan hale getirildiği bu günlerde, doğa yeni depremler üreterek sürekli hatırlatmasını yapmaktadır.

Yayınlayan Birim: SAMSUN ŞUBE
Yayına Giriş Tarihi: 06.03.2017
Güncellenme Zamanı: 15.03.2017 16:31:07

 Deprem gerçeğinin unutulduğu, sadece senede bir hafta olarak hatırlanan ‘Deprem Haftası` nın sıradan hale getirildiği bu günlerde, doğa yeni depremler üreterek sürekli hatırlatmasını yapmaktadır.

Deprem bölgeleri haritasına baktığımızda, topraklarımızın % 66`sı 1`inci ve 2`inci derece deprem bölgesinde bulunmaktadır.Yaşadığımız büyük ölçekli depremlerde yüz bine yakın insanımızı kaybettik, yarım milyonu aşkın konutumuz ciddi şekilde hasar gördü, yüzbinlerce vatandaşımız da yaralandı. Sonuçlarını unutamadığımız  felaketleri yaşadık.

Son günlerde Çanakkale`de yaşanan 5 büyüklüğündeki depremde, can kaybı olmaması sevindirici olmakla birlikte, 500`e yakın konutun ağır hasar görmesine, 1000`e yakın konutun ise hafif ve orta hasarlı olmasına neden olduğu ve milyonlarca lira değerinde mal kaybına neden olduğunu biliyoruz.

Aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer alan ülkemiz, gelecekte de değişik büyüklüklerde depremleri yaşamaya devam edecektir. Ancak, biz biliyoruz ki, aslında bir doğa olayı olan deprem, düşük standartlarda sağlıksız bir yapılaşmaya dayalı hızlı ve düşük nitelikli kentleşme, bilimsel normlara dayalı olarak yapılması gereken arazi kullanım ve yer seçimi kararlarının rantsal kaygılara yenik düşmesi gibi faktörler nedeniyle afete dönüşmektedir. Yine biliyoruz ki, doğa kaynaklı olan depremleri önlememiz mümkün değildir, ancak, depremlerin birer afete dönüşmesini engellemek bizim elimizdedir. 

Bu gün, 1999 öncesine göre kentlerimiz depremlere karşı daha güvenli değildir.

Öncelikle bilinmelidir ki, depremler jeolojik nedenlerle meydana gelen doğa olaylarıdır. Bu doğa olayı, bilimden, akıl ve teknikten uzak politikalar sonucunda birer afete dönüşmektedir. Bu nedenle, depremlerin afete dönüşmesini "takdir-i İlahi", "doğanın fıtratı", "Doğal Afet"  gibi görerek, önlem alınmasını engelleyen, ölümleri kaderimizmiş gibi gösteren anlayıştan kurtulmak;  depremleri önlemenin mümkün olmadığını, ancak zararlarını ortadan kaldırmanın veya azaltmanın mümkün ve bizim elimizde olduğu anlayışı toplumsal bilinçte öne çıkarmak önem taşımaktadır.

Doğal olan depremdir, doğal olmayan ise afettir.

Depremi unutmayalım Unutturmayalım!

Yapılmayanları ve Yapmayanları Sorgulayalım!    06.03.2017

TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

SAMSUN ŞUBESİ YÖNETİM KURULU ADINA

                                                         ŞUBE BAŞKANI

                                               GÜL YÜZÜNCÜ YILMAZ