24 Mayıs 2017, Çarşamba
Yayınlayan Birim: TRABZON ŞUBE
Yayına Giriş Tarihi: 27.07.2016
Güncellenme Zamanı: 29.07.2016 11:15:27

  Geçtiğimiz son bir aylık süre içerisinde bölgemizde meydana gelen ve aşırı yağışlara bağlı olarak Jeoloji Mühendisleri Odası Jeoteknik komisyonu başkanı Aykut AKGÜN`ün yaptığı değerlendirmeler sonucu; sel, taşkın ve heyelanlar bölgemizin en önemli doğal afet sorunlarının başında gelmektedir. Her ne kadar meydana gelen bir doğal süreç olsa da, insan etkisinin çoğu zaman yanlış uygulamaları sonucunda afet boyutuna ulaşmaktadır. 

Özellikle dere yataklarına halen ve ısrarla kurulan yapı alanları, yüksek eğimli yamaçlara inşa edilen konutlar, kontrolsüz yapılan yol ve temel kazıları gibi olumsuz insan etkileri, maalesef bu doğal olayların afet boyutunu arttırmakta, ortaya can ve mal kayıplarının çıkmasına neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki benzer iklim, morfoloji ve jeolojik yapıya sahip coğrafyalarda da sözü edilen doğal afetlerle karşılaşılmasına rağmen, alınması gereken teknik ve yönetsel tedbir ve yaptırımlar noktasında ülkemiz halen arzu edilen noktada değildir. Son yıllarda, doğal afetlerin öncenden kestirimi ve zararlarının azaltılması konusunda iyi niyetle atılmış adımlar olsa dahi, bu adımların etkinliğinin halen ciddi manada tartışılır olduğu görülmektedir. 

Uzun yıllardır Doğu Karadeniz Bölgesinde meydana gelmiş benzer sel, taşkın ve heyelan felaketlerinden halen yeterli ölçüde ders alınamamış ve bunlara yönelik kalıcı ve tutucu önlem ve yaptırımların hayata geçirilememiş olması, ileride yaşanacak benzer olayların da maalesef kötü bir habercisi mahiyetindedir. Samsun`dan başlayıp Hopa sınırına kadar devam eden Doğu Karadeniz Sahil şeridinde özellikle son on beş yılda meydana gelen olayların sebep-sonuç ilişkilerine bakıldığında karşımıza hep önü kapatılarak akış rejimi engellenen, içine konut, okul, fabrika vb. yapılar yapılarak akış serbestisine engel olunan dere yatakları ile yüksek eğimli, zayıf zemin ve kaya birimlerinden oluşan yamaçlara kontrolsüz kazılarla yapılan bina, yol, altyapı inşaatı gibi unsurlar çıkmaktadır. Bu hususlara ilişkin yapılan birçok teknik değerlendirmenin varlığına karşın, engellenemeyen ciddi boyutlardaki can ve mal kayıplarının özellikle karar vericiler noktasında değerlendirilmesi gerekliliğinin artık kaçınılmaz olduğu da son derece açıktır. 

Sonuç olarak, engellenmesi mümkün olmayan, ancak zararlarının azaltılması akıl, bilim ve kaygı duyma yoluyla giderilebilecek söz konusu doğal afetlerin geçmişte ve günümüzde olduğu gibi gelecekte de can ve mal kayıplarına sebep olmaya devam edeceği son derece açık olup, ivedilikle konuya ilişkin gerçekçi, denetleyici, ehil ve somut eylemlerin hayata geçirilmesi hususunu kamuoyu ile bir kez daha paylaşmayı görev biliriz.