24 Kasım 2017, Cuma

(02.04.2016 - 00.00.0000)

GENEL KURUL GİRİŞ SAYFASI

TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

25. OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası 25. Olağan Genel Kurulu, 2 Nisan 2016 tarihinde Ankara`da toplanmıştır. Genel Kurulumuz, aşağıdaki sonuç bildirisini örgütümüze ve kamuoyuna sunar.

Odamızın 25. Olağan Genel Kurulu, ülkemizi, mesleğimizi, meslektaşlarımızı ve toplumu doğrudan etkileyen olayların hızlı bir değişim ve gelişim gösterdiği bir dönemde gerçekleştirilmiştir.

AKP, iktidarda bulunduğu süreçte neoliberalizmi derinleştirdi ve görece bir ekonomik büyüme yarattı. Sınırsız bir doğa-emek sömürüsüne ve ülke kaynaklarının dünyada bulunamayacak kar fırsatlarıyla uluslararası sermayeye peşkeş çekilmesine dayanan neoliberal ekonomik model, büyük çaplı "projelerle" (Duble Yollar, AVM`ler, Marmaray, 3. Köprü, Hızlı Tren projeleri vb.) bir süre gözleri kamaştırmayı başarmış olsa da büyük bir iç ve dış borçlanma ile son iki yıllık süreçte sınırlarının sonuna geldi. Bugün ülkedeki 2015 yılı resmi işsizlik oranı yüzde 10 seviyesini aşmıştır. Gençler arasında işsizlik oranı yüzde 18.5, genç kadınlardaki işsizlik oranı yüzde 22`leri buldu. Ne iş ne de eğitim sürecine katılamayan gençlerin oranı ise yüzde 31.6 ile OECD ortalamasının oldukça üzerinde kalırken,  gencinden yaşlısına eğitim, çalışma ve emeklilik haklarının yok sayıldığı bir ülke haline getirildik. AKP iktidarı döneminde de her türlü sosyal ve ekonomik güvenceden yoksun kalan emekçiler, sadece sermayenin belirlediği tek taraflı koşullarda çalışmaya mahkûm edilmiştir 

Ekonomik alanda bunlar yaşanırken; 13 Mayıs 2014 tarihinde, 301 maden emekçisini kaybettiğimiz ve bir ‘iş katliamı`na dönüşen, ülkemiz tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan Soma‘da Maden Faciası`nı yaşadık. Çok tehlikeli bir işkolu olan madencilikte özelleştirme ve taşeron uygulaması sonucunda, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında standartların önemli oranda düşmesi, sermayenin daha fazla kar ve üretim için yaptığı zorlamalar, bilime ve mühendisliğe yeteri kadar önem vermeme umarsızlığı katliama dönüşen bu faciayı ortaya çıkarmıştır.  

Geçtiğimiz dönemde gündeme getirilen, 6235 sayılı TMMOB Kanunu değişiklikleri siyasi iktidarın önümüzdeki süreçte de planları arasındadır. TMMOB`nin örgütlülüğünü dağıtarak, parçalanmış bir yapıyla ülkemizin mühendis, mimar ve şehir plancılarının toplumdan yana gür sesini kesmek isteyen, Odalarımızı Bakanlığın bir birimine dönüştürüp idarenin vesayeti altına almayı hedefleyen bu anlayışın; siyasi iktidarın, bilime ve tekniğe aykırı, toplum ve insana karşı uygulamalarının önünde engel olarak gördüğü, halktan, emekten, akıl ve bilimden yana olan TMMOB ve Odalarımızı etkisizleştirip, sindirme politikalarının bir parçası olduğu bilinmektedir. 

Bu gün, ülke ve yakın coğrafyamızdaki gündemin hızlı bir değişim gösterdiği, acı ve olumsuzluktan başka bir şey getirmeyen bir iklimi yaşadığımız süreçten geçiyoruz.

Halkın iradesinin yok sayıldığı 7 Haziran Genel Seçim sonuçları ardından 33 genci kaybettiğimiz Suruç katliamı sonrasında bahaneler üretilerek tek başına iktidar olmak adına barış süreci bitirildi. 10 Ekim günü, Ankara`daki Emek, Barış, Demokrasi Mitingi, beslenip kollanan IŞİD çetelerince kana bulandı, 101 kardeşimizi kaybettik, yüzlercemiz yaralandı. 

Bu süreçte, ülkeyi sınır dışında savaşa sokamayanlar, savaşı içimize taşıyarak ülkemiz daha derin bir kaosa çekildi. Bu ülkenin emekçilerinin, yoksullarının çocukları, gençlerimiz toprağa düşürüldü; kan, acı ve göz yaşı maalesef yeniden bu ülkeye hakim oldu. İl merkezlerinde, ilçelerde aylarca süren sokağa çıkma yasakları ve Suriye`dekine benzer savaş ve yıkımın acı görüntüleri altında çocuğu, yaşlısı, kadını, genci, askeri, polisi insanlarımız öldü, ölmeye de devam ediyor.  

IŞİD ve benzeri cihatçı örgütleri besleyen politikaların bedelini tüm insanlık ödüyor. Reyhanlı, Diyarbakır, Suruç, Ankara Garı katliamlarını, İstanbul Sultanahmet, Beyoğlu saldırıları izliyor, Ege Denizi`nde binler can veriyor, IŞİD çetelerinin saldırıları Avrupa`ya yayılıyor. Cizre`de bodrumlarda yakılarak toplu katliama dönüşen ülkenin bir bölümünde savaş yaşanırken, kentlerdeki kitlesel savaşa dönüşen durumu gerekçe göstererek Ankara`da sivil insanların vahşice ölümüne yol açan TAK terör örgütü eylemleriyle Fıratın batısı ve doğusunu birbirine düşürme potansiyeli taşıyan süreci de lanetliyor, artık silahların susmasını talep ediyoruz. Türk, Kürt ayrımı ve düşmanlığını artıracak her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu, Türk- Kürt, hiçbir etnik köken ayrımı yapmadan tüm halkların kardeşliğinden yana olduğumuzu duyuruyoruz.

Türkiye bunalımlı, kaotik bir sürecin içinde bulunmaktadır.  Türkiye bugün sosyal, kültürel, iktisadi, siyasi,  demokrasi ve parlamentarizmin bunalımı içindedir. Kürt sorununun tekrar şiddet sarmalına sokulması, milliyetçiliğin teşviki, bölgesel olarak kurgulanan mezhep, din esaslı çatışmaların tezgâhlanması ve Suriye iç savaşına kışkırtıcı yaklaşım gibi çoklu etmenlerle  bu bunalım artarak  devam etmektedir.

AKP iktidarı, IŞİD`i, PKK`yi,  HDP`yi, solu ve bütün toplumsal muhalefeti aynı kaba koyma çabası içindedir. İktidar, Türkiye ve Suriye`deki Kürt hareketlerini sınırlamayı, Türkiye`deki siyasal-toplumsal muhalefeti savaş, ölüm ve kanla yok etmeye, otoriter İslamcılık-Osmanlıcılık anlayışıyla toplumu tektipleştirilmeye çalışmaktadır. AKP iktidarı, Türkiye`nin İslami neoliberal-muhafazakâr dönüşümünü parlamenter sistemi dışlayan bir otoriterleşme ile sağlamak istemektedir.

Bu süreçte, savaşı ve ölümü savunmak meşru, barışı savunmak terörizmle eş tutuluyor; insanlar ölmesin demek, ülkenin bir bölgesinde yaşanan acılara dikkat çekmek suç sayılıyor. Ülkenin insanları, dezenformasyonla ve medyayla etkisiz hale getirilirken, korku imparatorluğu yaratılarak akıllarımız teslim alınmak isteniyor, topluma biat etme dayatılıyor. Göze göz yaklaşımı ülkeyi kör ederken; savaşçı politikaların daha fazla ölüme, ölümlerin daha fazla çatışmaya neden olduğu bu şiddet sarmalında bir arada kardeşçe yaşama,  demokrasi, insan hakları, hukuk ve adalet giderek daha fazla tahrip oluyor, toplumsal muhalefetin hareket alanı daraltılıyor.

Ülkemizin içinde bulunduğu bu olumsuz iklim karşısında bizlere; barışın, kardeşliğin, eşitliğin, demokrasi ve adaletin egemen olduğu bir Türkiye`yi kendi bulunduğumuz alanlardan savunmak gibi önemli görevler düşmektedir.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası 25. Olağan Genel Kurulu olarak; 

 

  • Görevimizin, ölümü değil, yaşamı savunmak olması gerektiğinin bilinciyle; silahların susmasını, açılan hendeklerin ve barikatların kaldırılmasını, çocuklar başta olmak üzere, bundan sonra hiçbir kadın, erkek, genç, yaşlı, asker veya polisin yaşamını kaybetmemesini haykırmaya, savaşa karşı, barışa sahip çıkmaya, Kürt sorununda barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların atılmasını savunmaya,
  • Siyasi iktidarın "yandaşlaştırıp, ele geçiremediği" TMMOB ve Odalarımızı, torba yasalarla,  kararnamelerle, yasal temeli olmayan denetimlerle, etkisizleştirip kendisine bağlı "müdürlüklere dönüştürmek istemesine karşı Odamıza, TMMOB`ye sahip çıkmaya,
  • Odalarımızın bakanlıkların vesayeti altına alınmasına, siyasal iktidarın müdahale alanı haline getirilmesine karşı durmaya,
  • Soma, Ermenek ve Şırnak faciaları başta olmak üzere kömür madenciliğinde yaşananları kaza olmaktan çıkarıp iş cinayetine dönüştüren özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarına, iş cinayetlerini "kadere" ve "fıtrata" bağlayan anlayışlara karşı çıkmaya,
  • Jeolojiyi dar bir alana hapsetmeden eşsiz zenginlikteki bilim ve uygulama alanlarını tüm boyutlarıyla sergilemeye, 5 temel bilimden biri olan mesleğimizin daha da gelişmesini ve toplumun çıkarlarına daha üst boyutta hizmet edebilmesini sağlamaya, mesleğimizin saygınlığını, meslek ve bilim etiğini korumaya, mesleki standartlarımızı geliştirmeye buna yönelik çalışma yapmaya,
  • Yaşam çevresinin kirletilmesine ve tüketilmesine, yerleşim alanlarını afetlere karşı güvenliksiz kılmaya yönelik her türlü girişime karşı, sağlıklı ve güvenli çevrede yaşamanın bir insan hakkı olduğunu meslek alanımızdan savunmaya, 
  • Kentlerimizin, doğal çevremizin birer rant alanı olarak görülmesine, madenlerimizin, derelerin, ormanların talanına karşı çıkarak; yaşam alanlarımızın, bütün doğal varlık ve kaynaklarımızın korunmasına özen göstermeye,
  • Doğal kaynaklarımızın aranmasından işletilmesine kadar, madenciliğin tüm süreçlerinde toplumsal ve mesleki çıkarları gözeten politikaların geliştirilmesini savunmaya,
  • Yer altı kaynaklarımızın hala tam olarak ortaya konulamadığı, afet zararlarının azaltılmadığı, çevrenin korunmadığı, mühendislik projelerindeki eksikliklerin ortaya döküldüğü bir ülkede jeoloji bilim ve uygulamalarına tam olarak yer verilmesini sağlamaya,
  • Sistemin bir sonucu olan işsizliğin meslek alanımızdaki acı yansımalarını azaltmak için jeoloji eğitimi politikalarının değiştirilmesi, yasal düzenlemelerde jeoloji mühendislerinin yetki ve sorumluluklarının genişletilmesi, yeni istihdam alanları yaratılması çabalarımızı her düzlemde arttırarak sürdürerek işsiz meslektaşlarımızın sorunlarına sahip çıkmaya,
  • Kamuda ve özelde çalışan ile emekli meslektaşlarımızın ekonomik haklarının iyileştirilmesi çabalarını sürdürmeye, 
  • Savaşta, evde, işte, sokakta, yaşamın her alanında kadınların hayatını kaybetmesine, artan kadına yönelik şiddet, istismar, taciz ve tecavüzlerle, failleri koruyan ve şiddeti meşrulaştıran erkek egemen anlayışa ve sisteme, iş yaşamındaki daha fazla sömürü,  eşitsizlik ve ayrımcılığa, ucuz, esnek ve güvensiz çalışma koşullarıyla kadın emeğinin sömürülmesine karşı çıkmaya

 

devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, halktan, emekten, demokrasi ve barıştan yana bir anlayışla; karanlığa karşı aydınlığı, doğma ve hurafeye karşı aklın ve bilimin yol göstericiliğini savunmaya; bilim ve emekle ürettiklerini umut ve inatla toplumun ve meslektaşların hizmetine sunmaya üyelerimizden aldığı güçle devam etme kararlılığındadır. 

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası 

25. Olağan Genel Kurulu

2 Nisan 2016