24 Eylül 2017, Pazar
Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE
Yayına Giriş Tarihi: 08.08.2017
Güncellenme Zamanı: 21.08.2017 15:41:54

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Yaklaşık olarak iki ayı geçkin bir süredir Cumhuriyet Mahallesi halkını tedirgin eden Göçmen parkının otoparka çevrilmesi projesi kapsamında Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’in basına yaptığı açıklamaları nedeniyle mesleksel sorumluluğumuz gereği halkın doğru bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamayı yapmayı zorunlu kılmıştır. Şarampol Projesi kapsamında bölgedeki yeşil alanların katlı otoparka çevrilmesi sürecinde bu alanların beton yığınına çevrilmesine karşı olduğumuzu TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu olarak ve müstakil odalar olarak açıklamalarda bulunduk, halkın bu alanlara sahip çıkmasının yanında olduğumuzu vurguladık. Gerek halkın gerekse meslek örgütlerinin bu tepkisi nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel “Şarampol Projesi” Kapsamında “Şarampol Katlı Otoparkını İstiyorum” yazılı oy pusulalarına “EVET” ve “HAYIR” mühürleri basılmak suretiyle mahalle halkının görüşüne sunulmuştur. Referandum sonrasında Giritli Parkı’nın katlı otopark yapılmasından vazgeçildiği duyurulmuştur. Aynı günlerde Göçmen Parkı Muratpaşa Belediyesi kullanımından alınmış bekletiliyordu. Oylamada Cumhuriyet Mahallesi de oy kullanmıştı. Süreçte bu günlere geldik.  Bu süreç içerisinde Antalya kentinin 2. Derece Deprem Bölgesi olduğu ve deprem anında halkın toplanma alanı olarak kullanabileceği en yakın yerlerin bu parklar olduğunu değişik ortamlarda dile getirdik. Katlı otopark yapılacaksa da Çarşamba pazarının altının düşünülebileceğini de vurguladık.

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’in basına yapmış olduğu açıklamada “Göçmen parkının aynı zamanda bir sığınma ve deprem toplanma alanı olarak kullanılabileceğini” ifade ettiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Bu alanın sığınma alanı olarak kullanılabileceği doğrudur, olabilir, ama bu katlı otopark kesinlikle deprem toplanma alanı olamaz.  Çünkü deprem toplanma alanı olabilmenin koşulları vardır. Bunlardan en önemlisi alanın açık alan olması ve halkın en kısa ve hızlı şekilde bu alana ulaşabilmesidir. Katlı otopark bir sanat yapısıdır, deprem anında yıkılma olasılığı vardır ve katlı otoparkların deprem toplanma alanı olarak planlanmış örneği yoktur. 

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’in basına yapmış olduğu Boğaçay Projesiyle ilgili diğer bir açıklamasında “Projelerimizi İstemezükçüler ıvır zıvır bahanelerle engelliyor” ifadesidir. Boğaçay Projesine Jeoloji Mühendisleri Odası olarak karşı olduğumuzu gerekçeleriyle birlikte defalarca açıkladık, kamuoyuyla paylaştık. Çılgın projenin çılgınlığının proje yapıldıktan sonra şehre 420 l/sn su veren Boğaçay Sondaj Kuyularının suyunun ve bölgedeki arazilerdeki yeraltısuyunun tuzlanmasıyla ve şehrin %80’inin içme-kullanma suyunu karşılayan Duraliler Sondaj kuyularındaki yeraltısuyu seviyelerinin düşmesi ve bundan dolayı tüketilecek enerji maliyetlerinin artması sonrası ortaya çıkacaktır. Bu çılgınlık yeraltısuyundaki tuzlanma nedeniyle arazinin bu suyla sulanması sonucu çoraklanmış topraklar ve yeşili kurumuş bir bölge oluştuktan sonra görülecektir. Bölge halkına sadece arazilerinin rant değerinin artacağını söylemek ve oluşacak olumsuzlukları gizlemek kamusal sorumluluğu taşıyan biz mühendis odalarına uygun davranış olmaz. Her ortamda ifade ettiğim bu projenin daha tamamlanmadan yukarıda anlattığım olumsuzlukların yaşanacağıdır.

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’in Boğaçay projesiyle ilgili yapmış olduğu çarpıcı bir açıklama da “Projede en ufak bir risk oluşturmayacak şekilde ilerliyoruz. Boğaçayı Projesi yapılmazsa bir gün Konyaaltı ciddi bir sel felaketiyle karşı karşıya kalabilir. Boğaçay’ında saatte 2300 debi nedeniyle yıllar önce köprünün yıkıldığı bir sel felaketi yaşadık” ifadesidir.

25.12.1953 tarih ve 8592 Sayılı Resmi Gazetede DSİ Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un I - Umum Hükümler Madde-1) Bu Kanunun amacı; yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve/veya bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak,

 II - Vazife ve salahiyetler Madde 2 – Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri şunlardır.

a)Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek;

b)Akarsularda ıslahat yapmak ve icabedenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek; demektedir. Dolaysıyla taşkınlara karşı koruma tedbirlerini almak kanunla DSİ Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Bu görevini de sevabıyla günahıyla kısmen Boğaçay’da yerine getirmiştir.

Boğaçay Taşkın Projesi DSİ 13. Bölge Müdürlüğü geçmiş 2009 yılında 1000 yıllık debiyi(Q1000) esas alarak Boğaçay’la ilgili “Taşkın Koruma Projesi” hazırlatmış ve bu projenin uygulamasının bir kısmını özellikle çılgın proje olan Boğaçay projesinin yapılacağı kısımda taşkın şeddeleri yapılmış ve taş tahkimatla kaplanmıştır. Yani 1000 yıllık taşkın debisine göre DSİ Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan Taşkın Koruma Projesi kapsamında Boğaçay Projesi yapılacak kısımda taşkın riski yoktur. Konyaaltı köprüsünün taşkınlarla yıkıldığı tarihte DSİ 13. Bölge Müdürlüğü tarafından “Boğaçay Taşkın Koruma Projesi” uygulaması henüz tamamlanmamıştı.

Sonuç olarak Büyükşehir Belediyesi tarafından projelenen ”Boğaçay Projesi” çılgın bir projedir. Bu çılgınlık Yeraltısuyu kuyularının devre dışı bırakılma çılgınlığıdır. Deniz suyunun kara içerisine sokulmasıyla kıyıdan bu projenin uygulanacağı kesime kadar Hurma ve proje çevresindeki yeraltısuyunun tuzlanması çılgınlığıdır. Bu tuzlanmayla bu bölgedeki sondaj kuyularının da tuzlanıp, toprağın tuzlanacağı çılgınlıktır. Yine yeraltısuyundaki bu tuzlanmayla özellikle yapı temellerindeki demir ve beton kalitesinin bozulacağı, deformasyona uğrayacağı çılgınlıktır. Doğanın ve çevresinin dengesinin bozulacağı bir çılgınlıktır. Bu çılgınlıklar uğruna kamusal kaynakları sonu görülmeyen ve olmayan bir proje gerçekleştirmek için hesapsızca heba etmenin kazancı siyasi ikbal olarak görülüyorsa; bu külfetin faturası yurttaşlardan fazlasıyla çıkarılacaksa; doğa ve insan hakları duyarlılığına sahip çevre, kurum ve vatandaşlarımıza bu projeye karşı olama sorumluluğunu yüklemektedir.

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel böyle çılgın projeler yerine içmesuyu kaynaklarının koruma alanlarını resmi gazetede yayınlanan şekliyle korunmasını sağlasın. Sağlasın ki gelecekte şişe suyuna mahkûm olan bir halk yaratılmasın. Özellikle kentin yoğun yapılaşmalarının bulunduğu yerlerde deprem toplanma alanları oluşturup, halkla paylaşsın. Paylaşsın ki doğal afetlerde halk yaşama sarılsın.

Bizler her şeye karşı değiliz. Antalya’da mutlaka yatırım yapılmalıdır. Yatırım yapılacak yer seçilirken kamu çıkarı, kamu yararı korunmalıdır. Doğanın ve çevrenin dengesi bozulmamalıdır. Böyle yerler Antalya’da vardır. Hem yol yapacak, hem demiryolu yapacak hem de imara açılacak yerler su kaynakları koruma alanları olmamalıdır. Su kaynaklarına karşı yapılan bu saydığımız zararları ve kötülükleri yapanlar hem yasalara karşı, hem de gelecek nesillerimize karşı suç işlemiş olacaklardır. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel yönetimindeki belediye kurumları ve organları bu suçları işlemeye devam ettiği sürece “Antalya’ya İyi Gelecek” söylemini bizler “Antalya’ya Zararlıdır” söylemine döndürürüz. Hiç kimsenin Resmi Gazete hükümlerine karşı suç işleme lüksü yoktur. Saygılarımla.                                                        08.08.2017

 

                                                                                                                                             Ali KELEŞ

                                                                                                                             JMO ANTALYA ŞUBE BAŞKANI