28 Mayıs 2017, Pazar
Yayınlayan Birim: DİYARBAKIR ŞUBE
Yayına Giriş Tarihi: 01.05.2016
Güncellenme Zamanı: 09.05.2016 17:55:13

 

 

                                           BASINA VE KAMUOYUNA

 

1 Mayıs 2003 Bingöl Depreminin 13. yıldönümünü yaşadığımız bugünde;

BİNGÖL`ÜN 1. DERECEDE DEPREM BÖLGESİNDE OLDUĞUNU YENİDEN HATIRLAYALIM !

Deprem, ülkemizin yadsınamaz bir jeolojik gerçekliğidir. Bölgemiz Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Güneydoğu Anadolu Bindirme kuşağının etkisi altındadır. Doğu Anadolu Fay Sistemi ve Kuzey Anadolu Fay Sistemi`nin kesişim bölgesinde bulunan Bingöl ise depremsellik açısından oldukça aktif bir bölgededir.

1 Mayıs 2003 tarihinde Bingöl`de meydana gelen Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6,4 büyüklüğünde ve Bingöl ile Sancak Beldesi arasındaki bölgeyi etkileyen deprem;  176 vatandaşımızın hayatını yitirmesine, 500`den fazla kişinin yaralanmasına, sayısız hayvanın telef olmasına, 570 konutun tamamen yıkılmasına ve 6000 civarında yapının ise hasar görmesine neden olmuştur.

Bu depremde hasar gören kırsal yapılar mühendislik hizmetinden yoksun, kent merkezindeki yapılar ise denetimsizlik nedeni ile yıkılmışlardır.

Bu tür hasarların olmaması için; güvenli kentleşme ve yapılaşmanın ilk adımı olan jeolojik-jeoteknik (zemin ve temel) etütlerin gerek planlama aşamalarında gerekse de yapı üretim ve denetim sürecinde dikkate alınması, sağlıklı kentleşmenin oluşturulması için vazgeçilmez bir zorunluluktur.

Jeoloji Mühendislerinin deprem üretecek fayların saptanmasında, tehlike zonlarının belirlenmesinde, olabilecek deprem büyüklükleri ve sonuçlarının ortaya konmasında, yapılacak her türlü mühendislik yapılarında ilgili zeminin jeolojik-jeoteknik özelliklerinin belirlenmesinde ve denetim mekanizmasında yer alması gerekmektedir.

Ancak bu tedbirlerin alınmasında çok yararlı olacak jeolojik düzenlemeler ülkemizdeki Kamu Kurumlarında, Yerel Yönetimlerde, özel sektörde maalesef yeterince önemsenmemektedir. Çözümün bir parçası olan Jeoloji Mühendislerinden yeterince faydalanılmamaktadır. Bu eksiklikler yaşanacak felaketlerin sonuçlarının daha vahim olmasına davetiye çıkarmaktadır.

Ülkemizin afet ve acil durumlarla ilgili sorunlarını çözmek, koordinasyonu sağlamak, kentsel dönüşümü sağlamak, çevre felaketlerini önlemek ve planları hayata geçirmek üzere kurulmuş olan ilgili kurumların çalışmalarını risk yönetiminden ziyade kriz yönetiminde yoğunlaştırdığı görülmektedir. Eskiden olduğu gibi "yara sarma" politikasından vazgeçilmelidir.

İlde ve kırsal alanlardaki yapı envanteri bir an önce çıkarılmalı, güncellenmeli ve riskli yapılar için gerekli önlemler alınmalıdır.

Ayrıca Bingöl İlinde deprem anında ve sonrasında halkın ne yapması gerektiği konusunda bilinçlendirilmesi, deprem anında halkın önceden belirlenen "Toplanma Alanları"na ulaşımları konusunda planlama yapılması gerekmektedir. Arama ve Kurtarma Birimleri ve altyapı hazırlıkları tamamlanmalıdır. İlin giriş ve çıkış ana yolları rehabilite edilmelidir.

MTA (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) tarafından hazırlanan Doğu Anadolu Fay Zonu Atlası esas alınarak "Zon Master Planı" yapılmalı ve bu zonun yapılaşma için tehlikeli olan bölgeleri yapılaşmaya kapatılmalıdır.

Deprem konusunda bir yol haritası olarak geliştirilen Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planının (UDSEP-2023) geleceğe emin adımlarla ilerlememizde bize yol gösteren rehber olması gerekirken,  maalesef her strateji belgesinin başlangıcında olduğu gibi sahiplenilen, eylemleri harfiyen yerine getiren sorumlu kuruluşlarımızın konuyla ilgili farkındalıklarının ilerleyen aşamalarda azaldığı gözlenmiştir. Ülkemizin deprem gerçeği bilinmesine ve tüm uyarılarımıza rağmen yaşanan büyük depremlerden ders alınmadığını ve ilgili kurumların işlettikleri kritik tesislerimizde (baraj, demiryolu, okullar, köprüler gibi) depreme karşı gerekli önlemlerin (erken uyarı sistemleri, deprem gözlem istasyonları, yapı sağlığı izleme sistemleri gibi) alınmadığını kaygıyla izliyoruz.

Jeoloji Mühendisleri Odası olarak; ülkemizin jeolojik yapısı nedeniyle sıkça karşılaştığımız ve karşılaşacağımız depremlerin, yıkıcı afetlere dönüşmesinin önüne ancak ve ancak akıl, bilim ve doğru mühendislik öngörüleri ile geçebileceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

Saygılarımızla          1 Mayıs 2016

 

                                                                                        TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

                                                                                        DİYARBAKIR ŞUBESİ YÖNETİM KURULU