TMMOB Odalar 11 Aralık 2018, Salı

Sadece günümüzün değil, çocuklarımızın geleceğini de çalan bu “çılgın projeler” sonucunda kamu, ağır bir borç sarmalı içine çekilmiş, ülkenin geleceği bir avuç ulusötesi banka ve rantiyecinin ipoteği altına alınmış bulunmaktadır.

Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ
Yayına Giriş Tarihi: 06.12.2018
Güncellenme Zamanı: 10.12.2018 13:46:35

1980 yılından bu yana uygulanan neoliberal ekonomi politikaları sonucunda ülkemizin cumhuriyet tarihi boyunca sahip olduğu doğal kaynak ve varlıkları, üretime ve sanayiye ilişkin tüm birikimleri sistematik bir şekilde özelleştirme, kapatma, yağma ve talana dayalı politikalara maruz kalmış, elde edilen kaynaklar ise arsa ve imar rantı üzerinden beton ekonomisine yatırılmıştır. İnsanımızı işsizliğe, üretimsizliğe ve açlığa mahkum eden bu anlayış sonucunda, ülke her on yılda bir ekonomik krize sürüklenmektedir.

Bugün yaşadığımız krizin ana nedeninin üretime dayanmayan; özelleştirme, rant ve talana dayalı bir anlayışın sonucu olduğu hepimiz tarafından bilinmektedir. Kamu kaynak ve varlıklarının talanına dayalı bu anlayış, son yıllarda  “çılgın projeler adı altında ülkenin farklı noktalarında kendini göstermektedir.

Sadece günümüzün değil, çocuklarımızın geleceğini de çalan bu çılgın projeler sonucunda kamu, ağır bir borç sarmalı içine çekilmiş, ülkenin geleceği bir avuç ulusötesi banka ve rantiyecinin ipoteği altına alınmış bulunmaktadır.

Bu “çılgın projelerden” birisi de, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapım çalışmalarına başlanılan, BOĞAÇAY PROJESİ’ dir.

Antalya halkı başta olmak üzere, kamu yararı gütmeyen, hatta Antalya’nın sembolü haline gelen Konyaaltı Plajı”nın aşınarak yok olması ile 170.000 kişinin içme suyu kalitesinde su ihtiyacını karşılayan kuyuları ve “Hurma Su Kaynaklarının kirletilerek tüketilmesine neden olacak bu projenin etkilerinin ortaya konulması amacıyla Odamız tarafından oluşturulan çalışma gurubu tarafından hazırlanan rapor, basın açıklamamız ekinde taktirlerinize sunulmaktadır.

Söz konusu rapordan da görüleceği üzere;

Antalya Büyükşehir Belediyesi,  Konyaaltı sahilinde, denize boşalan Boğaçayı yatağı boyunca deniz seviyesi altına en az 1.5 m inilecek şekilde bir kanal açılarak denizin ilk etapta 750 m karaya sokulması ve buraya bir yat limanı inşa edilmesi ve limanın gerisinde Boğaçay yatağı boyunca değişik aktivite ve yapıları (film setleri, eğlence merkezleri, konut ve yaşam alanları vb.) içeren ve kendileri tarafından “çılgın proje” olarak tanımlanan bir proje başlatmıştır. İlk defa 2009 yılı yerel yönetim seçimlerinde Sayın Menderes Türel tarafından dile getirilen proje, Türel’in 2014 yılında belediye başkanı seçilmesinden itibaren tekrar gündeme getirilmiş ve 2017 yılında uygulamaya başlanmıştır.  Projenin Boğaçayı üzerinde ‘çevresel konuları korumaya yönelik’ bir proje olacağı iddiasına rağmen, projenin çevreye çok ciddi olumsuz etkileri olacağı bilindiğinden, kamuoyunda her kesimden birçok eleştiri ve tepki almıştır.

Çünkü proje; Antalya kentinin içmesuyu ihtiyacının karşılanması için son derece önemli olan Boğaçayı alüvyon akiferi ve kent turizmi ve peyzajı için vazgeçilmez nitelikte olan Konyaaltı Plajı için çok ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.  Projenin uygulanması ile tuzlu su girişimi nedeniyle Boğaçay akiferi ve kuyular tuzlanacak, yapılacak kazılarla yeraltısuyu açığa çıkarılarak kirlenmeye açık hale gelecektir. Taşkınlarla getirdiği malzemeyi Akdeniz’e boşaltarak denizin plaj kumlarını aşındırmasını önleyen Boğaçayı’nın sahil ile buluşması engellenerek, sahilin hızla aşınmasının yolu açılmış olacaktır.  Ayrıca, projenin uygulanması ile hem proje ile inşa edilecek tesisler, hem de mevcut yerleşimler taşkınlara açık hale getirilmiştir.

Odamız tarafından uzman bir heyet marifetiyle yapılan inceleme sonucunda, Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel tarafından “Çılgın Proje” olarak tanımlanan Boğaçay projesinin uygulanması halinde neden olacağı olumsuz sonuçlar ve karşı karşıya kalacağı tehlikeler kısaca özetlemek gerekirse

  • Proje, Antalya’nın içmesuyu ihtiyacı için çok değerli olan Boğaçay alüvyonu içindedir. Mevcut koşullarda Boğaçayı alüvyonundaki yeraltısuyu içme ve sulamaya uygun kalitededir. Projenin uygulanması ile denizin 750 m içeri sokularak 260 m genişliğinde bir kanal oluşturulması halinde gözenekli ortam içinde tuzlu su kaması karaya doğru ilerleyecek ve yeraltısuları tuzlanarak kullanılamaz hale gelecektir. Böylece, Konyaaltı ilçesine içme suyu sağlayan kuyular başta olmak üzere bölgedeki kuyulardan tuzlu su çekilmeye başlanacaktır.  Projenin 1. Etabının hemen yanında (200 m mesafede) bulunan içmesuyu kuyuları,  Konyaaltı İlçesi’nin su ihtiyacının % 90’ını karşılamaktadır. 3 keson ve 2 sondaj kuyusu olmak üzere toplam 5 adet kuyudan günde 38000 m3 (yılda 13 milyon m3) içme suyu çekilmektedir. Projenin uygulanmasından sonra bozulan yeraltısuyu kalitesinin eski haline dönmesi artık mümkün olmayacaktır.
  • Proje kapsamında Boğaçay alüvyonunda yapılan kazılarla 07.04.2012 tarih, 28257 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yeraltısularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Yönetmeliği ihlal edilmektedir. Yönetmeliğin 12. Maddesinin (m) bendinde “YAS rezervlerini haiz akifer karakterindeki her türlü formasyondan malzeme temini yasaktır”  hükmü bulunmaktadır. Bu hükmün temel amacı; yeraltısuyu kütlelerinin hacim olarak korunması, yeraltısuyunun açığa çıkarılmak suretiyle kirlenmesine engel olunmasıdır. Projede deniz seviyesinin 2.5 m altına kadar yapılan kazılarla, daha önceki yeraltısuyu seviyesinin altına inilmiş, böylece yeraltısuyu açığa çıkarılmıştır. Yapılan kazılarla hem akifer hacmi küçülmüş, hem kirlenmeye açık hale gelmiştir. Kazılan alanın tuzlu deniz suyu ile doldurulması halinde yeraltısuyu hızla tuzlanacaktır. Böylece projeyi uygulayanlar, 167 sayılı Yeraltısuları Kanunu ve Yeraltısularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Yönetmeliği’ni ihlal etmiş olmaktadır.  
  • Projede yapılan kazılarla ovada yeraltısuyu seviyesi düşeceğinden, bölgede yer alan Hurma kaynakları olumsuz etkilenecektir.
  • Projeye göre Boğaçayı yatağının her iki tarafında 3 basamaklı betonarme sedde inşa edilecektir. 10’ar m genişliğindeki   basamaklar 10 m derinliğe inen fore kazıklar üzerine oturtulmuştur. Yan yana dörder metre aralıklı olan kazıkların üç sıra halinde ve yatağın her iki tarafında 750’şer metre uzunluğunda olması yeraltısuyu akımına karşı kısmi bir bariyer oluşturacaktır. Temiz yeraltısuyu ile beslenen plaj sularının sirkülasyonu ve temizlenmesine engel teşkil edecektir. 
  • Antalya’da doğuda Konyaaltı Varyantı ile batıda Büyük Liman arasında önceden 10.5 km, limanın yapılmasıyla 9 km uzunluğa sahip olan ancak günümüzde yaklaşık 7,5 km’si halkın kullanımına açık olan Konyaaltı plajı sadece Antalya halkının değil Antalya’ya gelen yüzbinlerce yerli ve yabancı ziyaretçinin yararlandığı bir plajdır. Dolayısıyla Antalya turizmine ve ekonomisine katkısı küçümsenemeyecek derecededir. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından Çılgın Proje olarak tanımlanan Boğaçay projesinde başlangıçta Boğaçay içinde denizin içeri alınarak oraya bir yat limanı inşa edilmesi planlanmıştır. Ancak Meslek odalarından gelen eleştiri ve tepkiler ile projenin uygulanmasındaki güçlükler nedeniyle bundan vazgeçilerek yat limanının sahilde inşa edilmesine karar verilmiştir. Yapılan açıklamalar ve görsel simülasyonlara göre yat limanı mevcut Büyük Liman ile Boğaçay arasında inşa edilecektir. Yat limanının buraya yapılması halinde Konyaaltı plajının 1.5 km’lik kısmı, yani plajın Büyük Liman ile Boğaçayı arasındaki kısmı yok olacak, halkın serbestçe faydalandığı sahil 1.5 km daha kısalmış olacaktır. Ayrıca yat limanından kaynaklı deniz suyu kirliliği bu bölgede denizden yararlanmaya önemli sınırlamalar getirecektir.
  • Boğaçayı, taşkınlarla getirdiği malzemeyi Akdeniz’e boşaltarak kıyı erozyonuna karşı bir denge unsuru olmuş, Konyaaltı plajının stabil kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Ancak, menbada uzun yıllar faaliyet gösteren kum-çakıl ocakları nedeniyle denize malzeme taşınması yavaşladığından bu denge bozulmuştur. Yapılan bilimsel araştırmalar 1934-2016 yılları arasında Boğaçayı’nın denize döküldüğü yerin doğusunda kıyı erozyonu sonucu plajdaki daralmanın 70-80m’ye ulaştığını göstermektedir. Yapılan proje ile Boğaçayı’nın Konyaaltı sahil plajını geçerek denizle buluşması tamamen engellenecektir. Bu nedenle; 2018 yılından itibaren Konyaaltı plajının kıyı erozyonu ile aşınarak yok olması eskiye göre daha da hızlanacaktır.
  • Projenin 1. Etabının uygulanması sonrasında akarsuların taşkınlarla getirdiği malzeme 750 m uzunluğundaki kanalın girişine veya gerisine boşalacaktır. Yatak içinde sediman çökelmesi sonunda yatak kesiti ve taban eğimi azalacaktır. Bunun sonucunda, aşırı yağışlar esnasında yüksek debiye sahip Boğaçayı’nın, yatağına sığmayarak taşması ve çevredeki bina, yol ve tarım alanlarına zarar vermesi kolaylaşacaktır.
  • Boğaçay projesi ile inşa edilecek tesisleri taşkından korumak amacıyla menba bölgesinde su depolama tesisleri (baraj, gölet) inşa edilmesinin planlandığı bilinmektedir. Su depolama yapıları inşa edilirse yeraltısuyunun akarsulardan beslenmesi belirgin bir şekilde azalacaktır. Ayrıca membada yapılacak depolama tesisleri ile Boğaçay üzerinden denize sediman taşınımı tamamen engelleneceğinden bu durum, Konyaaltı plajının çok daha kısa sürede yok olması demektir.
  • Geniş (250-260 m) ve uzun (750 m) bir kanal açılıp yeraltısuyunun açığa çıkarılarak göl oluşturulması ve kazılan alan ile deniz arasında bağlantı sağlandıktan sonra deniz suyunun bu kanala doldurulmasından ibaret olan Boğaçay projesinin birinci ayağı, bir taşkın koruma projesi süsü verilerek ihaleye açılmıştır. Oysa ki, 5216, 2560 ve 6200 sayılı kanunlar ve 645 sayılı KHK’de açıklandığı üzere gerek Antalya Büyükşehir Belediyesinin gerekse ASAT’ın taşkın ve rusubat ile ilgili her hangi bir görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle Büyükşehir Belediyesi ve ASAT yetkisini aşmakta ve projeyi masum göstermek adına konuyu saptırmaktadır.
  • Başlangıçta denizin kara içine sokulacağı yerde inşa edileceği ilan edilen, ancak sonradan kıyıda inşa edilmesine karar verilen yat limanı dalgakıranı deniz içindeki faleze yakın bir yerde projelendirilmiştir. Büyükşehir Belediyesi tarafından kamuoyu ile paylaşılan simülasyonlara göre, inşa edilmesi planlanan yat limanı deniz içindeki faleze çok yakın konumdadır.  Gerek deniz tabanı topoğrafyası ve gerekse olası deprem tehlikesin yaratacağı olumsuzluklar göz önüne alındığında,  yat limanının önemli stabilite sorunları ile karşılaşacağı aşikardır.
  • Büyükşehir Belediyesi tarafından en az üç kademeli olacağı duyurulan proje, bir havza projesi olarak tanıtılmakta ve havza yukarılarına doğru Boğaçay ve kolları boyunca yaşam alanları, eğlence yerleri, film stüdyoları gibi açık ve kapalı mekanlar, çeşitli yapılar ve düzenlemeleri içermektedir. Anlaşıldığı kadarıyla bütün bunlar Antalya’nın bugün ve gelecekteki su ihtiyacı için son derece önemli olan Boğaçay alüvyon akiferi üzerinde ve onun beslenme alanında gerçekleşecektir. Bu durum, yeraltısuları için miktar ve kalite yönüyle bir tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca, yapılacak faaliyetler Resmi Gazetede ilan edilen yeraltısuyu koruma alanı içinde kalacaktır. 
  • Türkiye, Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çerçevesinde çevre konusunda yer alan direktiflerin uyumlaştırılması sürecindedir. Bu direktifler içerisinde bütün suların korunmasını ve iyi su hedefine ulaşılmasını amaçlayan Su Çerçeve Direktifi (SÇD) de yer almaktadır. SÇD, havzanın ekolojik ihtiyaçları ile birlikte bütün su kullanımı arasında denge kuracak sürdürülebilir anlamda su kaynakları yönetiminin havza bazında gerçekleştirilmesi için çaba gösterir. Bu nedenle suların korunması amaçlanırken su kaynaklarına ve su havzalarına zarar verecek projelerden kaçınılmasında fayda görülmektedir. 
  • Belediye Başkanlığı tarafısndan en az üç aşamadan oluşacağı duyurulan Boğaçay Projesi oldukça pahalı bir projedir. Ayrıca, 750 m içeriye kadar deniz seviyesinden 1.5 m derine kadar kazı yapmakla yetinilmeyip yatak boyunca 6 m’ye kadar inilmesinin düşünüldüğü basında yer almaya devam etmektedir. Hatta 2018 yılı Ekim ayında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından yapılan açıklamalarda deniz seviyesinden 2,5 m derine kadar kazı yaparak yeraltısularını açığa çıkardıkları ve böylece görsel bir güzellik yarattıkları ifade edilmiştir. Belediyenin proje raporundaki yatırım maliyet verilerine göre "Dere ıslah çalışmaları için 1 milyar 222 milyon dolar, ana direnler için 174 milyon dolar, tali direnler için de 202 milyon dolar yatırım gerekmekte, yağmur suyu altyapısının tahmini yatırım maliyetleri de 100 milyon dolar civarındadır. Bu durumda sadece ıslah için 1.6 milyar doların üzerinde bir harcama yapılması gerekmektedir Ayrıca, basında çıkan haberlere göre  ikinci bir marina ve sahilde kıyı erozyonunu önlemek amacıyla mahmuz vb. önlemler alınması da ilave harcamaları gerektirmektedir.  Antalya için bugün ve gelecekte son derece önemi olan doğal çevreyi hiçe sayan, kamu yararı olmayan bir yatırım için bunca harcamayı göze alan Belediyenin övgüyle ve gururla tanıttığı Boğaçay projesi gerçekten “çılgın bir proje” dir. Ancak sürdürülebilirlik ilkesi;  çılgın projeleri değil, ayağı yere basan, çevreyle uyumlu, bütün yönleriyle fizibilitesi çalışıldıktan sonra halkın öncelikleri arasında olan, kamu kaynağını verimli kullanan projelerin uygulanmasını gerektirir.
  • Proje için “ÇED gerekli değildir” kararı çok yanlış bir karardır. Çevre ile böylesine etkileşim içinde olan ve çevreye bu denli zarar vereceği aşikar olan bir projede “ÇED gerekli değildir” kararı verilmiş olması çok düşündürücü ve şaşırtıcıdır.
  • Antalya için önceliği olmayan ve sade vatandaşın ihtiyaçları ile zerre kadar ilgisi bulunmayan bu proje ile bölge imara açılarak lüks konutlar ve villalar inşa edilecektir. Dolayısıyla bölge, bir süre sonra sade vatandaşın giremeyeceği bir yer haline gelecektir.

Antalya için bugün ve gelecekte son derece önemi olan doğal çevreyi hiçe sayan, kamu yararı olmayan bir yatırım için bunca harcamayı göze alan Belediyenin övgüyle ve gururla tanıttığı Boğaçay projesi gerçekten “çılgın bir proje” dir. Ancak sürdürülebilirlik ilkesi;  çılgın projeleri değil, ayağı yere basan, çevreyle uyumlu, bütün yönleriyle fizibilitesi çalışıldıktan sonra halkın öncelikleri arasında olan, kamu kaynağını verimli kullanan projelerin uygulanmasını gerektirir.

Sonuç olarak, halkın öncelikleri arasında bulunmayan, başta su kaynakları ve Konyaaltı plajı olmak üzere çevreye çok ciddi olumsuz etkileri bulunan, uygulanması halinde çeşitli tehlikelerle karşı karşıya olan, rant yaratmayı amaçlayan, kamu yararı bulunmayan ve çok yüksek maliyetler gerektiren, kısacası her yönüyle “çılgın” bir proje olan Boğaçay projesinden bir an önce vazgeçilmelidir. Aksi halde, çok yakın zamanda yaratacağı olumsuzluklar hissedilecek, bu olumsuzluklar projenin ilerlemesi ile katlanarak artacaktır. Projenin olumsuz etkilerini ve inşa edilecek tesislerin ve mekanların güvenliğini sağlamak amacıyla milyonlarca lira para harcanarak yapılması planlanan ilave tesislerin bir çözüm getirmeyeceği, tam tersine daha ciddi sorunlar doğuracağı unutulmamalıdır.

Odamız tarafından organize edilen ve 8 Aralık 2018 tarihinde Antalya’da yapılacak panelde tüm bu olumsuzluklar değerlendirilecek ve konu tüm ayrıntılılarıyla  kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Antalya Boğaçay Projesi Değerlendirme Raporu İçin Lütfen Tıklayınız

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu


Okunma Sayısı: 249