TMMOB Odalar 16 Kasım 2018, Cuma

22. ATAG ÇALIŞTAYI KAPSAMINDA “Türkiye’nin Yeni Bina Deprem Yönetmeliği ve Deprem Tehlike Haritası” enine boyuna tartışıldı.

Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ
Yayına Giriş Tarihi: 06.11.2018
Güncellenme Zamanı: 12.11.2018 16:39:10

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından 01 – 03 Kasım 2018 tarihleri arasında Aktif Tektonik Araştırma Grubu 22. Çalıştayı yapılmıştır. Prof. Dr. Süha Özden’in Başkanlığını yaptığı çalıştayda bir çok sözlü ve poster bildiri sunulmuş ve “Türkiye Deprem Tehlike Haritaları (TDTH) ve Bina Deprem Yönetmeliği” paneli yapıldı. 

Moderatörlüğü Prof. Dr. Orhan Tatar tarafından yapılan panelde Dr. Fuat Şaroğlu, Dr. Mine Betül Demircioğlu ve Odamız adına BTK Üyemiz Doç. Dr. Bülent Özmen panelist olarak yer aldı.  

Panel; Doç. Dr. Bülent Özmen’in “Yeni Bina Deprem Yönetmeliği ve Deprem Tehlike Haritasının Yerbilimleri Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı konuşmasıyla başlamıştır. Daha sonra Dr. Fuat Şaroğlu tarafından “Türkiye’deki Diri Fayların Depreme Yönelik Tarihsel Gelişimi” ve Dr. Mine Betül Demircioğlu tarafından da “Güncellenen Türkiye Deprem Tehlikesi Haritası”  başlıklı konuşmaları ile devam etti.  

Dr. Fuat Şaroğlu “geçmişte diri faylarla ilgili yapılan çalışmalar ve depreme yönelik özelliklerin çıkarılması konusu ile ilgili bilgiler vermiştir. Özellikle yıkıcı deprem üreten fayların deprem tekrarlanma periyotlarının 250 – 300 sene ile 10.000 sene arasında değiştiği fakat deprem tehlike haritalarında son 100 yıla ait deprem bilgilerin kullanılmasının tartışmalı olduğunu belirtmiştir. Bu tip çalışmalarda tarihsel deprem verilerinin de kullanılmasının son derece önemli olduğunu vurgulamıştır. Uluslararası tanımlara göre son 13.000 yılda en az bir kere hareket ettiği bilinen faylar, diri fay olarak kabul edilmektedir. Bu verilerin elde edilemediği faylarda Türkiye’nin jeodinamiği gereği Kuvaterner’den beri hareket ettiği saptanan faylarında deprem tehlike analizinde kullanılması çok daha gerçekçi sonuçların elde edilmesini sağlayabilirdi. Maalesef bu harita hazırlanırken bu durum göz ardı edilmiştir.  Ayrıca yeni deprem tehlike haritası hazırlanırken deprem – diri fay ilişkileri doğru kurulmadığı için bazı bölgelerin deprem tehlikesinde de hatalar mevuttur” dedi

Dr. Mine Betül Demircioğlu ise “yeni deprem tehlike haritasının hazırlanması süreci, kullanılan yöntemler, alansal ve çizgisel kaynaklar, analizlerde kullanılan azalım ilişkileri gibi haritanın hazırlanması aşamasında yapılan çalışmalar hakkında” detaylı bilgiler verdi.

Panele Odamız adına katılan Doç. Dr. Bülent Özmen ise kısaca Yeni Deprem Tehlike Haritası ve Bina Deprem Yönetmeliği hakkında genel bilgiler verdikten sonra Bina Deprem Yönetmeliğinin “Deprem Etkisi Altında Temel Zemini ve Temellerin Tasarımı İçin Özel Kurallar” bölümü ve bu bölüm ile birlikte verilen “Zemin Araştırmaları İçin Genel Kurallar”, “Basitleştirilmiş Zemin Sıvılaşma Değerlendirmesi”, “Deprem Etkisi Altında Yapı-Kazık-Zemin Etkileşimi”, “Arazi Zemin Özelliklerinin Yerinde İyileştirilmesi” başlıklı ekleri, zemin ve temel etüt raporlarının zemin araştırmaları sonuçlarının sunulacağı Veri Raporu ve tasarıma yönelik olarak hazırlanacak Geoteknik Rapor şeklinde iki ayrı rapordan oluşacak olması, özel uzmanlık gerektiren konularda projenin başlangıcından tamamlanmasına kadar ilgili tüm tasarım aşamalarında görev yapacak şekilde tasarım gözetimi ve kontrolü hizmeti alınmasının zorunlu olacak olması gibi birçok değişikliğe neden olacağından ve yönetmeliğin bu haliyle uygulanmasının birçok tartışmayı ve sorunları beraberinde getireceğinden söz etti.  

Panel izleyicilerden gelen katkıların alınması ve soruların yanıtlanması ile son buldu. Birçok tartışmayı beraberinde getireceği ve binaların inşa edileceği yer ile ilgili büro ve arazi çalışmalarının planlanması ve yürütülmesi, verilerin toplanması, analizi ve yorumlanması konularının özellikle “Mühendislik Jeolojisi ve Jeoteknik” konularında uzman jeoloji mühendisleri tarafından yürütülmesi gerektiği konusuna vurgu yapılmıştır. Yayınlanan yeni bina deprem yönetmeliğindeki anlayışla üretilecek zemin etüt raporları ile depreme dayanıklı binaların yapılmasının mümkün olmadığı bu yanlıştan vakit geçirmeden dönülmesi gerektiği özellikle belirtildi. 


Okunma Sayısı: 154