19 Kasım 2017, Pazar

Maden Kanunun, İmar Kanunu ve Diğer Bazı Kanunlarda Jeoloji Mühendislerine Yeteri Kadar Alan Açılmadığını Belirten Şube Başkanımız Fetullah Arık, Yasal Düzenlemeler Yapılması Gerektiğine Dikkat Çekti.

Yayınlayan Birim: KONYA ŞUBE
Yayına Giriş Tarihi: 22.08.2017
Güncellenme Zamanı: 24.08.2017 08:59:28

22 Ağustos 2017 tarihinde Jeoloji Mühendisliği alanının yasal düzenlemelere ihtiyaç duyduğunu ve jeoloji mühendislerinin yasal düzenlemelerin eksikliği nedeniyle sıkıntılar yaşandığını anlatan Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Fetullah Arık, sorunların çözüme ilişkin Konya Postası Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.

MADENLERİN VERİMLİ KULLANILMASI İÇİN JEOLOJİ MÜHENDİSİ ŞART

Jeoloji bölümünün temel bir bilim olduğunu ifade eden Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Fetullah Arık, yatırımcı kurum veya kuruluşların tamamında jeolojik hizmetin bulunduğunu söyledi. Maden Yasası gibi düzenlemelere bakıldığı zaman jeoloji mühendislerinin yeterince yer almadığını anlatan Başkan Arık, “Maden Yasası içerisinde jeoloji mühendislerine sadece arama programları içerisinde görev vermişler. Bu biraz zorunluluktan kaynaklı ama jeoloji mühendisleri, madeni arayan, tanıyan, bulan ve bulunduktan sonra da işleyişinden değişik birçok alana kadar yeterli bilgisi olan kişilerdir. İşte tam bu noktada madenin işletilmesi sırasında jeoloji mühendislerine yeterince yer verilmiyor. Mevcut düzenlemelere baktığımız zaman maden yasası içerisinde maden mühendislerinin ağırlıklı bir şekilde yer aldığını görüyoruz. Maden mühendisleri arama programlarından işletmeye, işletmeden terketmeye kadar her alanda var. Biz buna karşı değiliz. Ancak burda ki en önemli husus teknik nezaretçi ve fenni mesullük meselesi. Burada maden mühendisinin yanı sıra jeoloji mühendisi olduğu zaman hem madenlerimiz daha etkili, verimli kullanılır hem de orada oluşabilecek olası riskler daha erken tespit edilebilir” ifadelerini kullandı. Maden konusunda yer altında işlerin yapıldığını, kırık fay ve tektonik yapılar gibi durumlarla karşılaşılabileceğini aktaran Arık, bu tür konuları yorumlayacak ve önceleyecek kişilerin jeoloji mühendisleri olduğunu vurguladı. Maden konusunda sadece araştırma, çıkarma ve işletilmesinin yetmeyeceğini ve oradan terk edilme durumlarının da olacağını belirten Arık, bu aşamada da jeoloji mühendislerinin yetkin olduğunu dile getirdi.

Sahaların terkedilmesi aşamasından sonra rehabilitasyon denilen bir takım çalışmaların yapılması gerektiğine dikkati çeken Arık, “Terk edilen alanın yeniden bir ağaçlandırılması, ya da doğal görünüme benzer bir yapıya kavuşturulması çalışmalarında jeoloji mühendislerine ihtiyaç var. Burada çevre mühendisleri ve maden mühendisleri ağırlıklı çalışılıyor. Aslında maden işlerinde olması gereken madenin aramasından terkine kadar birinci konumda maden mühendisi, jeoloji mühendisi ve çevre mühendisi olması gerekiyor. Bizler aramadan terke kadar her aşamada olmamız gerekiyor. Özellikle de teknik nezaret noktasında” dedi. Madenlerde jeoloji mühendislerini etkin bir şekilde kullanılmasının hem kazaların önlenmesi hem de mesleki istihdam noktasında faydalı olacağını aktaran Arık, şuanda işletilmekte olan ve ruhsatını almış 30 binin üzerinde maden ocağının bulunduğunu söyledi. Tespit edilen 5-6 binlik jeoloji mühendisi ihtiyacının olduğunu kaydeden Fetullah Arık, madenlerin çevreye zarar vermeden etkin kullanılması, verimli üretim yapması ve sonuç olarak ülke ekonomisine kazandırılması için jeoloji mühendislerinin etkin bir şekilde görevlendirilmesinin gerekli olduğunu söyledi.

KONYA’DA KUYULARIN DURUMU NE?

Jeoloji Mühendislerinin sadece Maden Kanunu konusunda değil, yer altı suları konusunda da gerekli ilgiyi görmediğini vurgulayan Başkan Fetullah Arık, yer altı sularının aranması ve işletilmesinin de jeoloji mühendislerinin işi olduğunu söyledi. Yerin altında bir tabakada suyun bulunup bulunmadığı ya da üretim esnasında geçilen birimlere göre nasıl bir tedbir alınacağını jeoloji mühendislerinin daha iyi bildiğini söyleyen Arık, “Yapılan işte kapalı borumu kullanılacak açık borumu kullanılacak, ne kadar bir çakıllama yapılacak, verimli bir şekilde nasıl kullanılacak gibi bütün konularda yetkin olan jeoloji mühendisleri ve bu hizmetlerden faydalanılması gerekiyor. En azından şükür edeceğimiz noktalardan birisi yer altı sularında jeoloji mühendisleri öncelikli. Yani arama kullanma belgelerinin çoğunu jeoloji mühendisleri hazırlıyorlar. Buna devam edilmesi lazım ancak buradaki temel sorun belgesiz açılan kuyular meselesi. Yani ruhsatsız kuyular. Sadece Konya kapalı havzasında yaklaşık olarak 130-140 bin kuyu var. Bunun sadece 30 bini ruhsatlı yani teknik hizmet almış. Bunun 100 bini kaçak. Yani bir şekilde vatandaş devletten izin almaksızın açmış” sözlerini kullandı. Yer altı sularının ne kadar kullanıldığının bilinmesi gerektiğini, hangi nitelikte kuyunun açıldığını, suyun kirlenip kirlenmediğinin bilinmesi gerektiğinin önemli olduğunu söyleyen Arık, vatandaşın ruhsat için mutlaka devlete müracaat etmesi gerektiğini kaydetti.

Vatandaşın yer altından su üretmesi için teknik nezaretçiye ihtiyacı olduğunu ve jeoloji mühendislerinin teknik hizmetlerinin devreye girmesi gerektiğini anlatan Arık, “Sondaj açılırken toprağı delip gitmemeliyiz. Gerekli gözlemler yapılarak iş yapılmalı. Eğer jeoloji mühendisi nezaretinde bu işler yapılırsa bizler sorun çıkacak yerde iş yapmıyoruz zate. Su alınacksa filtre konulup alınıyor. Kayaların özellikleri ve ona uygun kuyu techizini gerçekleştirdiğimiz zaman sağlıklı su elde edersiniz. Bir süre sonra kuyuların dolması, su kaynaklarının kirlenmesi gibi riskler oluşabilir” diye konuştu. Konya’nın kapalı havzadan en fazla yararlanan bölge olduğunu aktaran Arık ikinci bölgenin Ege olduğunu, yüzey sularından barajlar nedeniyle yeterince faydalanılamadığını ve sürdürülebilir tarım için bu konuların dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Arık, su sorununun çok su isteyen bitkilerden vazgeçilmesi ve büyükbaş hayvancılıktan küçükbaş hayvancılığa geçilmesi halinde çözülebileceğini söyledi.

“BİN 500 KİŞİ İSTİHDAM EDİLEBİLİR”

İmar konusunda yapı ruhsatıyla ilgili çalışmalarda jeoloji mühendislerinin etkin bir şekilde yer almadığını ifade eden Fetullah Arık, yapı ruhsatlandırma aşamasında birinci öncelikli ruhsat kesmeye yetkili olan idarelerin belediyeler olduğunu kaydetti. Türkiye genelinde yapı ruhsatları konusunda belediyelerde yeterli jeoloji mühendisi görevlendirilmediğini anlatan Arık, “Jeoloji mühendisleri buralarda neden gerekli? Çünkü jeolojik-jeoteknik etütlerin denetimleri var, gerekli deneyler yapılmış mı, doğru rapor üretilmiş mi, bu noktaların kontrol edilmesi gerekiyor. Bunu belediyelerin yapması gerekiyor teknik olarak, inşaat projelerine bakılıyor, elektrik projelerine bakılıyor mimari projelerine bakılıyor ama jeoloji mühendisleri zemin izleme projelerine bakamıyor” dedi. Bu konuda belediyeleri zorlayan durumun imar yasası olduğunu anlatan Arık, İmar Yasası içerisinde teknik hizmet vermeye yetkili meslek gruplarının mimar, inşaat mühendisi, makina mühendisi olduğunu, yapının yeri için harita mühendisinin gerektiği ve yerin sağlıklı, güvenilir olup olmadığını belirlenmesi içinde jeoloji mühendisinin gerekli olduğunu anlattı.

Harita mühendisleri ve jeoloji mühendislerini de kapsayan yeni bir teknik yapılanmanın olması gerektiğini vurgulayan Arık, “Bunu tam anlamıyla yapı denetim yasasına da uyarlayabiliriz. Yani belediyelerden istihtamın dışında yapı denetim hizmetlerini yapmakla görevli olanlarda bu meslek gruplarından oluşuyor. Zemin etüdü sözü geçmesine rağmen gerekli teknik personellerde elektrik, makina, inşaat mühendisleri ve mimarlar yetiyor. Ama jeolojik hizmet yapılıyor mu? Yapılıyor. Nasıl yapılıyor? Hizmet satın alınıyor yani firmanın kendi bünyesinde jeoloji mühendisi bulundurma zorunluluğu yok. Yasada bu zorunluluğun getirilmesi lazım. Çünkü bütün yapılarda bu hizmetler yapılıyor. Oraya da ilave olursa bugün ülkemizde bin 500, 2 bin yapı denetim firması var. Bu bin 500, 2 bin firma birer kişi alsa bu kadar sayıda istihtam oluşturur” şeklinde konuştu.

BİLİMADAMLARINDAN GÖRÜŞLER ALINABİLİR

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı özellikle imar planları konusunda çalışmalar yaptığını ancak Bakanlık içerisine bakıldığı zaman jeoloji mühendislerinin sayısının yeterli olmadığını aktaran Arık, “Konya’da var çok şükür özellikle Seydişehir’de ki fabrika kapandıktan sonra buraya yoğun bir talep oldu. Ama bu hizmetlerin yapılabilmesi için de jeoloji mühendislerinden destek alınması ve kurumlarda istihdam edilmesi gerekiyor. Bu bakanlığın ve il teşkilatlarının konuyu daha sağlıklı bir şekilde yorumlayabilmeleri ve imardan yoksun alanlarda mutlaka sağlıklı güvenli yapılaşmaların oluşması için olmazsa olmaz şarttır” sözlerini kullandı. Bir meslek grubuna çıkar sağlamak amaçlı konuşmadıklarını, eksikliklerin giderilmesi için çalıştıklarını söyleyen Başkan Arık, doğru adımların atılabilmesi için bilim adamlarının, mühendislerin ve teknik bilen insanların görüşlerinin mutlaka alınması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin aramacı kurumları olan Maden Tektik Arama(MTA), Türkiye Kömür İşletmeleri, Türkiye Petrolleri gibi kurumlarda da jeoloji mühendislerinden etkin ve verimli yararlanılmasının doğru olduğunu dile getiren Arık, “Çünkü ülke maden aramacılığı yapıyor. Bu işle görevli olan kurum Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğüne baktığımız zaman sahadaki sondaj işlerinin tamamı maden mühendisleri tarafından yapılıyor. Maden mühendisi esasen adı maden mühendisi olmasına rağmen teknik olarak işletme mühendisleridir. Yani hammaddeyi tanımaktan ziyade o nasıl işletilir bunu biliyorlar. Üretimde dahil oradan malzeme alınacak ve pazara sunulacak süreçte maden mühendisine ihtiyaç vardır. Maden aramacılığı özellikle sahada yapılan sondaj jeoloji mühendisinin işidir” diye konuştu.

Jeotermal Yasasının da düzenlemeye ihtiyacı olduğunu anlatan Arık, “Jeotermal enerji, jeotermal kaynak tamamen jeoloji mühendisinin işidir. Yerin altında hangi kayadan sıcak su çıkar onu biz biliriz. Yani sıcak su, kızgın kuru kayaların olması, oraya bir su gönderiyor ısıtıp tekrar geri alınıyor birçok proje geliştirebilir. Bu suyun kullanıldıktan sonra atıldığı bölgenin nitelikleri de son derece önemlidir. Çünkü sonuçta Türkiye’de kullanılan suyun büyük bir bölümü kaplıca ve hamam suyu olarak kullanılıyor. Kirlenmiş bir su olarak çıkıyor ve biz bunu atıyoruz. Rastgele kontrolsüz bir şekilde atıyoruz her yer kirleniyor. Çünkü jeotermal sular esasen yerin derinliklerinde geçmişten kalan bir magmatik faaliyetin artık sularıdır. İçerisi mineral bakımından zengindir, sağlığa yararlı tarafları da vardır ama kulanıldıktan sonra kirlenmiş diyorum ben ve bu kirlenmiş suyu yüzeye atıyoruz. Şu anda Ege’de Aydın, İzmir, Manisa, Denizli hatta Muğla’da yoğun bir şekilde jeotermal arama çalışmaları yürütülüyor” dedi. Jeotermal alanda çok büyük yatırımların yapıldığını, yatırımların Türkiye’ye büyük faydalarının olacağını ancak bu yatırımların araması yapılırken jeoloj mühendislerinin yeterli şekilde kullanılmadığını söyleyen Arık, “Kullanılan suyun atımının yapılacağı güzergah belirlenerek hangi kayaya deşarj edebileceği gibi birçok konu jeoloji mühendisinin işidir. Yasa içerisinde jeoloji mühendislerine önemli görevler verilmesine rağmen sonradan önemsenmedi” ifadelerini kullandı.

İmar kanununun yanı sıra kentsel dönüşüm konusunda da jeoloji mühendislerinin etkn kullanılmasının doğru olacağına vurgu yapan Başkan Fetullah Arık, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlıklarında da jeoloji mühendislerinin çalışması gerektiğini kaydetti.

Jeoloji mühendisliğinin temel bilimlerden bir tanesi olduğunu, temel bilimin yanında teknik hizmetler verdiğini kaydeden Arık, “Bu ikisinin birleşimi bir bölüm ve biz aslında şanslıyız. Temel bir bilimi mühendislikle buluşturuyoruz. Yatırım yapacaksanız hizmet alacağınız bir alan olması gerekiyor” dedi. Sorunların çözümü için çalışmalar gerçekleştirdiklerini, geçmiş yıllarda yasalar çıkartılırken ilgili kurum, kuruluşlar veya sivil toplum kuruluşlarına fikir sorulduğunu ancak şimdilerde yasalardan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelindiğinde haberlerinin olduğunu söyleyen Arık, konulara uzak kalmadan ellerinden geldiği kadar olaylara dahil olmaya çalıştıklarını belirtti. Arık, üniversitlerde açılan kontenjanlarında dolması gerektiğini, gerekli ilginin gösterilmemesi halinde ilerleyen yıllarda jeoloji mühendisi bulmanın zor olacağını aktardı. (Mustafa Karakaya)